Reklam
  • Reklam
NERELİSİN HEMŞERİM?
Reklam
AHMET TEK

AHMET TEK

NERELİSİN HEMŞERİM?

06 Aralık 2018 - 14:12 - Güncelleme: 06 Aralık 2018 - 14:20

[email protected]

   Eski eşim dahiliye uzmanıydı. Afyonkarahisar’da bir süre görev yaptı. Çevre ilçelerden merkeze çok hasta gelirdi. Kadın hastalar ona muayene olmak için kuyruk oluştururdu. İlk defa gördüğü hastasına, rahat hissetmesi için bir şeyler söyler veya “Nerelisin” diye sorardı.

   Aldığı cevap hiç değişmezdi:

“Nereli olcem, Çaylıyım.”

“Nereli olcem, Bolvadinliyim.”

“Nereli olcem, Dazkırılıyım”

“Nereli olcem, Dinarlıyım.”

    Böyle uzar giderdi. Hasta hangi ilçeden olursa olsun cümlesine “Nereli olcem” diye başlardı.

   Kadınlar böyle demekte haklıydılar. Dünyaları yaşadıkları ilçe ile sınırlıydı. Onun yaşadığı yerden başka nereden olunurdu?

   Bunu rahmetli annemde de görürdüm. Karaman kelimelerini ve Karaman ağzını dünyanın ortak dili zannederdi.

   Evimize gelenlerle sohbeti çok severdi. Ama misafir gittikten sonra üzülürdü. Misafirlerimiz, annemin yaşıtı bir kadıncağız olsun, genç kız olsun fark etmezdi.

    Kimi mayalıyı, kimi sumatı bilmez, götürdüğümüz doktor başını bilir ama fenikmesini bilmez. Annem yine üzgün, “Bu nasıl doktor olmuş, daha fenikmeden haberi yok” derdi.

   Bir komşumuzu uyarmış, “Dikkat et zıylak” demiş. Ama o zıylağı bilmeyince merdivenlerden yuvarlanmış. Nereden bilecek ki dediğimizde “Zıylak işte niye bilmesin. Zıydı, düştü” derdi.

    Anneme göre, Ankara’da hiç kimse hecaleti, firaseti, emsizi, mısırgayı, çitleği bilmiyor, sümeye gelip giden komşularımız oluyordu.

   Annemin dilini en iyi anlayanlar ise ikizlerim oldu. Babaannelerinden Karaman’a ait kelimeleri öğrendiler, ona yeni kelimeler öğrettiler. Davşan kelimesi şifreleriydi. Tavşan yerine davşan der, birlikte gülerlerdi. Bir de ellerine bakarlar, babaanne ne olmuş böyle, diye sorarlardı. O da her seferinde, “Kedi cırmaladı” cevabını verir, yine gülerlerdi. Oysa tavşanı da tırmalamayı da bilirdi.

   Bunları hatırlama nedenim, seçimler öncesi Karaman’da herkesin diline yapışan “ithal” sözcüğüdür.

   Memleketlisinin dışındaki insanı sadece askerde gören, diline, tipine, hareketlerine hayretle bakan nesilden kalan var mıdır?  

   Zannetmiyorum. Artık herkes, yaşadığı yerin dışında dünyalar olduğunun farkında.

   Seçim havasına girildi. Siyaset yapmasa, siyaset konuşmasa ölecek insanımız var. İnsan toplumsal varlık, siyaset de konuşacak, dini konuları da, sporu da.

   Adamımın kullandığı cep telefonu, evindeki televizyonu, yaktığı doğalgazı, çocuğunun kullandığı defterinin kağıdı, otomobili, traktörü, bahçesine, tarlasına attığı zehri, kullandığı ilacı ithal.

   Ama adamım ithali Karaman’da oturmayan kişi zannediyor.

   Adamım, ithal; bir ülkeye başka ülkelerden mal getirme veya satın alma, başka ülkelerden alınan mal demektir.

   Adamım, ithal kelimesi de Arapça’dan ithaldir.

   Adamım, “Nerelisin hemşerim” lafı da sadece sende kaldı.

   Adamım, ithali duymuşsun. İhracı da öğren. Benim gibi Karaman’dan yıllar önce ayrılmış olanlar için kullanabilirsin.

   Aman dikkat et! Bu iki kelimeyi karıştırma. Biri girer, biri çıkar. Girene ithal, çıkana ihraç denir.

   Adamım, sana bir parça seçtim; Barış Manço’dan. Şarkının adı, Hemşerim Memleket Nire?

“Kendimi bildim bileli yollarda tükettim koskoca bir ömrü

Bir uçtan bir uca gezdim şu fani dünyayı” diye başlayan şarkının nakarat bölümünü veriyorum:

Tek bir soru hemşerim, memleket nire?

Bu dünya benim memleket.

Hayır, anlamadın hemşerim, esas memleket nire?

Bu dünya benim memleket.

Tövbe, tövbe, tövbe...”

   Şarkıyı ithal cep telefonundan dinleyebilirsin.

   Bu yazıdan canın sıkılmışsa ithal sigarandan yakabilirsin.

   Adamım, senden Ankara’da da var.

   “Ankara niye Ankaralı birini başkan seçmez” diye soruyor.

   Ankara’nın Türkiye’nin başkenti olduğundan habersiz, sanki köyüne muhtar seçecek.

   Eyvah, benim köyümün muhtarı bile tam benim köylü değil. Zekeriya muhtarımın görmediği şehir, gitmediği ülke yok. Ne yaparsın, insan büyüdü, dünya küçüldü.

   Adamım, Kütüklü Parkın kütüğündeki yazıyı hiç okudun mu?

800 yaşındaki bu çam ağacı, tarihe 8 asır tanıklık ettiğini söylüyor. Maalesef o da Toroslardan gelme.

   İngiltere’nin başkenti Londra’nın Belediye Başkanı’nın adı Sadık Han’dır. Pakistan kökenlidir. Protestan ağırlıklı bir başkentin ilk müslüman başkanıdır.

   Hollanda’nın Rotterdam kentinin Belediye Başkanı Fas doğumlu Ahmet Ebutalip’tir. Ebutalip, bundan önce Amsterdam Belediye Başkan Yardımcısıydı.

   Bir de Almanya’dan örnek vereyim. Timmendorfer Strand beldesinin Belediye Başkanı bir Türk kadınıydı. Yüzde 62 oy alarak seçilen Hatice Kara kızımız nirelidir?

   Bundan da haberin yok.

    O bir Karamanlıdır. Karaman’da 1979’da doğmuştur.

   Adamım, elin gavuru ithali bilmiyor.

   Adamım, 1 Haziran’da bu köşede “Aday İsterim” başlıklı yazımda, milletvekili adaylarında aradığım vasıfları anlatmıştım.

   Senin adayın kim diye soracak olursan, orada yazıyor.

   60 yıldır Ankara’da yaşayan, Karaman’ı 50 yıl önceki haliyle hatırlayan Karaman doğumlu bir büyüğümüzün sorusunu ben de sana soruyum adamım:

Kimlerdensin?

Bu yazı 1432 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 6 Yorum
  • Arif OVALI
    2 gün önce
    Ancak bu kadar sade ve güzel anlatılır.tesekkurler dayıcığım.Orlar NİRDEN bilecekler.Garamanda "Devramber" tarlasında çapa yapmadılar ki.
  • Memiş
    3 gün önce
    Ortaokul 1.sınıfda yazmış olduğun karabaşı unutmamıştım.Hem o yıllar,hemde sizi hatırladım.Aynı akıcı uslübe sahip o*** yazını keyifle okudum.Nice yıllar yazmanız dileğimle tebrikler.Memiş
  • Ahmet Atıl
    3 gün önce
    Diline sağlık adaşım. Güzel konular işliyorsun. Sağlıklı bir şekilde, devamını bekliyoruz. Başarılar. A. Atıl
  • Adem Kocatürk
    3 gün önce
    Çok güzel çok boyutlu bir yazı arada unuttuklarımızı da hatırlattı. Tebrikler.
  • Ahmet Pancar
    4 gün önce
    Kaleminize sağlık Ahmet Bey...
  • MEVLÜT DAĞLI.
    4 gün önce
    ELİNE SAĞLIK ARKADAŞIM, OKURKEN ÇOK GÜLDÜM, VE ZEVKLE OKUDUM.

Son Yazılar