Teknolojinin Sihri...


YURDAGÜL KÜÇÜKBASMACI YANAR

Uzman Psikolojik Danışman

Teknoloji… Evet bugün ki yazımda bu sihirli kelime üzerine kalemim döndüğünce paylaşım yapmak istiyorum.

‘Sihirli’ kelime dedim. Bence tamda teknolojiye uygun bir sıfat. Yani hayatımızda o kadar etkin ve etkili ki adeta sihir etkisi yaratıyor. Onu kullanmadığımız, onunla iç içe olmadığımız tek bir an bile yok neredeyse… Telefon, Televizyon ile tanışmaya başladığımız bir neslin geldiği nokta… Bu değişim, gerçekten sadece sihirli bir değneğin dokunuşuyla olabilecek kadar hızlı, göz kamaştırıcı ve etkileyici.

1993’te ülkemizde internetinde kullanılmaya başlamasıyla hız kazanan bu teknoloji serüveni şu an vazgeçilemez, onsuz nefes bile alınamaz hale geldi. Dönüp baktığımızda gelişen bu teknoloji hayatımızı ne kadar da kolaylaştırdı. Etkileşimimizi arttırdı, bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdı ve hızlandırdı, ufkumuzu genişletti ve daha nice nice imkânlar sağladı. Yediden yetmişe kullanmaya başlandı. Özellikle şimdilerde bir ‘z’ nesli tanımlaması var ki, sormayın… Adeta bu nesil elinde telefonla internet ortamında dolaşırken dünya ya doğuyor. Bu nesin teknoloji ve sunduğu imkanlara o kadar hakim ve özümsemiş ki; günümüz bu neslinin ebeveyni sonradan tanış olduğu teknoloji mecrasında çocukları kadar aktif ve etkin olamamakta. Bana göre handikapta tam burada başlıyor. 

Günlük hayatımızda teknolojinin bizlere sunduğu sayısız imkan ve kolaylıklar su götürmez bir gerçek. Fakat bunun karşılığında bizden talep ettiği, aldığı şeyler neler?  Bu konuda çok dikkatli olunmalı, denge iyi kurulmalı ki terazinin topuzu şaşmasın! Yani ne demek denge? Son yıllarda sık sık karşımıza çıkan, kulağımıza gelen internet bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı, bilinçli internet kullanımı, problemli internet kullanımı, oyun ya da video bağımlılığı gibi gibi birçok tanımlamalar oluşmuş durumda. Gerçekten bilim insanları alanyazına bu konularda ciddi performans harcayarak problem davranış olup olmadığını, çözümüne yönelik spesifik öneriler geliştirerek katkı sağlıyor.

Bu duruma genel bir çerçeveden tanımlama yapacak olursak; internet ya da teknoloji kullanımı, kullanım süresinin yoğunluğuna, kullanma sıklığına, kullanım amacı, kullanım sürecinde aile, sosyal çevre, iş ya da eğitim hayatına açılan olumsuz yaralara ve kullanılmadığında yoksunluk belirtileri göstermesi durumuna göre problemli bir davranıştır. Yani birey, zamanının çoğunu internette telefon ya da tablet gibi teknolojik aletlerle ya da oyun, sosyal medya ve video gibi mecralarda geçirmesi, kendine engel olamaması ve bundan dolayı fiziksel, psikolojik ve sosyal olarak etkilenmesi halidir diyebiliriz.

Peki bu problemi ortadan nasıl kaldıracağız? Nasıl baş edeceğiz? Bu yazımda davranışsal olarak örnekler vererek madde madde bir çözüm listesi oluşturmayacağım. Bunun yerine sürecin daha çok psikolojik ve sosyal boyutuna atıf yapmak istiyorum.

Problem davranış tanımlamamızda ilk kriterimiz kullanım süresi ve yoğunluğu demiştik. Ama kesinlikle bu durum tek başına yeterli değildir. Bunun yanında mutlaka kullanım amacı da değerlendirilmelidir. Şöyle ki; bilindiği üzere pandemi sürecinde eğitim faaliyetleri teknolojik imkanlar sayesinde uzaktan yürütüldü. EBA Tv de ders izleyen bir öğrenci günde yaklaşık 3 saat televizyon karşısında akabinde de canlı dersler ile tablet ekranında vakit geçirdi. Böyle bir durum için bağımlılık tanımı yapmak doğru olmayacaktır. O yüzden kullanım amacı iyi analiz edilmeli ki etkin çözüm oluşturulabilsin. 

Birde davranışın nedeni vardır ki bana göre işin temelini oluşturur. Kişi neden internette sanal ortamda vakit geçirmek istiyor? Neden sosyal medya ile iç içe yaşıyor? ya da Neden günün çoğunu oyun ortamında kendinden geçerek oyun oynayarak harcıyor? İşte bu soruların cevabı problem davranışın alt yapısı oluşturuyor. Kişi yaşadığı andan, ortamdan ya da kişilerden rahatsız olduğu için o ortamdan uzaklaşarak, gerçek hayattaki sahip olamadığı bir kimliğe bürünüp kendini daha rahat ifade edebilir. Bütün bu durumlar ayrı ayrı değerlendirilip çözüme yönelik adım atılması faydalı olacaktır.

Genel olarak şöyle bir toparlayacak olursam; internet, medya ve teknoloji kullanımı sağlıklı bir şekilde yürütüldüğünde son derece faydalı gerekli ve normaldir. Fakat değindiğin gibi süre kontrol altına alınamaz hale geldiğinde, kullanım amacından saptığında ve bizleri gerçek kimliğimizden ve yaşadığımız andan kopardığında problem davranıştır ve mutlaka müdahale gerektirir. 

Hepimiz haydi şimdi bireysel olarak teknoloji kullanım sürecimizi teraziye koyup bir tartalım… Bakalım kantarın topuzu ne yönde bir şekil alacak?..