ÜÇLÜ GODZİLLA

Yayınlanma: 10.01.2026 14:19 Güncelleme: 10.01.2026 14:19

Godzilla, hayali bir hayvan. Hayaller, hakikatlerden hareketle hayal edilirler. Japon senarist, kendi ülkesine Atom bombası atanları kastederek ama hiç alakası yokmuş gibi davranarak hayali bir canavar üretir ve adına da GODZİLLA der. Bu canavar, günde en az 2000 (iki bin) insan yerse karnı doyarmış. Japon yazar bu kadar hayal edebilmiş. Hakikisi ise 25 milyon Kızılderili’yi yemiş, bitirmiş, doymamış, etrafa saldırmış. Bu üçlü Godzillalar, Doğu Türkistan’da, Tibet’te, Vietnam’da, Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Ortadoğu’nun bütün devletlerinde, Güney Amerika devletlerinde, Afrika’da, Grönland’da, Ukrayna’da toplam iki milyarlık nüfuslarını, diğer altı milyar insanın sofrasından çalarak, sahiplerini öldürerek hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Tarih boyunca, üçünün de karşısına dikilip de teslim olmayanların Müslümanlar olduğunu deneme-yanılma yoluyla öğrendiler. Üç Godzilla, Müslüman olmayan ülkelerde birbirleriyle soğuk savaş yaparlarken, Müslümanlarla savaşta, yardımlaşmaya gidiyorlar ama devlet başkanlarını ve çevresini teslim alsalar da, Müslüman halkı teslim alamadıklarını her yerde gördüler. Bunlar, Birleşmiş Milletlerde hiçbir kanunu tanımazlar iki yüz devlet “Ak” deseler bunlardan biri “Kara” dese hepsi “Karaymış” demek zorunda kalıyorlar. Dünyada hala Orman kanunu geçerli. “Dediğim dedik, çaldığım düdük” diyorlar. Teslim alamadıklarının en son örneği Filistin Gazze. Yetkilileri teslim almada en son örnek Venezuela. Onun içindir ki, bu üç Godzilla, İslami direnişçileri teslim alma konusunda istihbarat ve silah yardımlaşması yapıyorlar ama her bir Müslüman fert/birey, her Müslüman aile, kabile, köy, kasaba ve şehirler, bulundukları yerlerde sivil halk olsalar da, bazıları, çok çok azları, cahilliklerinden “Biz şeriata karşıyız” deseler de, iş İslam’a ve Kur’an’a saldırı olduğunda hepsi birer asker ve komutan olurlar, direnişe geçerler ve asla teslim olmazlar. Yıllardır ateist bir Türkiye yapmak için çalışan Avrupalıların, Avrupa birliğinde dansözlük yapan kadınımızın sahneye çıkarken ağzından fısıltılar duyan programcı, “Bir şey mi dediniz” deyince “Yok, Bismillahirrahmanirrahim” diyorum demesi batılıların yüz yıllık emeklerini çöplüklerine atma işidir. Kızlarımıza ve delikanlılarımıza sahip çıkalım. Godzillaları gözümüzde büyütmeyelim. Afganistan da Müslüman halk 1919 da o günlerin Godzillası, bu günlerin ABD uydusu olan İngilizleri ülkelerinden sürüp çıkardılar. Afgan Müslümanları, Rusları ülkelerinden 1979-1989 da sürüp çıkarmakla kalmadılar Sovyet Sosyalist Cumhuriyyetler Birliğini paramparça ettiler ve 20 kadar ülke kendi özgürlüklerine kavuştular demeyeyim yeni bir görünmeyen kapitalizm esaretine girdiler. Rusların Afganistan’dan ayrıldıkları akşamın sabahında aynı yerlere diğer Godzilla yerleşti bir buçuk milyon Müslümanın kanını içti, madenlerine ve uyuşturucu tarlalarına dadandı ve sonunda arkasına bakamadan, silah ve diğer malzemelerini de alamadan kaçmak zorunda kaldı. Neden Müslümanları korkutamazlar? İslam’ın tarif ettiği Müslümanın iman ettiği ve bu imanını bütün hücrelerine kadar içirdiği bir Müslüman, Ecelin değişmeyeceğine, Rızkın taksim edildiğine iman ettiğinden yalnız Allah’a karşı O’nun rızasına uygun olmayan işleri yapmaktan korkar, O’nun yarattıklarından korkmaz. “Ben Müslümanım” deyip de, bu Golyat’lara teslim olan ve adı Müslüman olanlara ne diyeceğiz? “Ben Müslümanım” diyen bunlara da “Kâfir oldun” demeden, eğitim yoluyla imanımızı güçlendirmeye çalışacağız. Onun için Kur’an’da adı Calud diye geçen ve Davud aleyhisselam döneminde yaşayan batı kültüründe ve tahrif edilmiş Tevrat’ta Golyad diye geçen Godzillalar karşısında korkup kaçan Müslüman askerlerden bahseder ama “Kaçmakla kâfir oldular” demiyor. Talut’un ordusunda savaşa katılan Davud aleyhisselam, düşmanın silahlarına, askerlerinin eğitimli ve güçlü olmalarına bakmadan savaşa girer ve Calut/Golyad’ı öldürür ve savaşı kazanırlar. Buyurum, Kur’an-i Kerimden okuyun: “Talût orduyla birlikte ayrıldığında askerlere: “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim o ırmaktan içerse benden değildir. Kim ondan tatmazsa o bendendir. Ancak bir avuç avuçlayan müstesna" dedi. Onlardan çok azı müstesna hepsi içtiler. Talût ve beraberindeki inananlar, ırmağı geçince: ‘Bu gün Calût ve ordusuna karşı gücümüz yok" dediler. Allah'a muhakkak kavuşacağını bilenler ise: "Nice az topluluklar Allah'ın izniyle çok topluluklara galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir" dediler. 249-252)Onlar, Calût ve ordusuna karşı çıktıklarında: "Rabbimiz, üzerimize sabır boşalt. Ayaklarımızı sabit kıl. (kaymasın, kaçmasın.) Kâfir topluluğuna karşı bize yardım et" dediler. Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut, Calût'u öldürdü. Allah ona yönetimi ve hikmeti (resullüğü ve Zebur'u) verdi. Ve ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah insanların bir kısmını diğer kısmıyla savmasaydı yeryüzü fesada uğrardı. Ancak Allah, âlemlere karşı fazl (lütuf ve ihsan) sahibidir. İşte bunlar Allah'ın âyetleridir ki, biz onları Sana doğru olarak okuyoruz. Şüphesiz sen resullerdensin.” (Bakara süresi ayet 2/249- Bedr, Kadisiyye, Malazgirt, İstanbul’un fethi, Çanakkale’yi hatırlayınız. Bize, dünyadan çennete çekilen dosdoğru İslam yolunda ihlasla “Ben Müslümanım” herkesle yürümek ve hiçbir yaratığın korkusunun gölgesini dahi gönlüne düşürmeden yola devam etmek düşer. Ümit tükenmeden, çare tükenmez. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız