ŞANSLIYIM
On gündür kitap fuarındayım. Hiç kimse olmasa da kitap kokusu bile insanı ne çok mutlu eder, bilen bilir. Kaldı ki, tam da isterim diyebileceğim kişiler var etrafımızda. Karamanlı şair ve yazarların sergi yeri Karaman’ ın aydınlık yüzleri ile doldu taştı. Üniversitemizden birçok hocayı ağırladık. Canlı sohbetler yaptık. Kentin kitap okuyucularının önemli bir bölümünü sergi yerimizde konuk ettik. Her ne kadar kitap tüketiminde beklenilenin çok ama çok altında bir tablo ile yüzleşmek zorunda kaldık ama kent aydınlarının ilgileri bizi mutlu etti. Toplumun önemli bir bölümü artık okumuyor gibi. Okuyanların bir bölümünün ise, okuma tercihlerinde ağır bir kalite sorunu olduğunu gözlemledik. Neredeyse bir kilometre kuyruk oluşturup üç dört saat imza sırası bekleyen gençlerimizi görünce umudumuz tava yapmıştı ki; ağır bir metafizik dünya ile tanıştık. Kuyruğa neden olan kitapları hızla inceledik. Gördük gördüğümüzü de keşke görmez olaydık. Korku kitaplarıydı bunlar. Bir eğitimci olarak bu kitapların çocuklarımızın ruh sağlığına yapacakları olumsuz etkileri düşününce tüm tüylerim ayağa kalkıyor. Öfkem kabarıyor. Eğitimimizde sevgi yerine korku mu inşa ediliyor? Bir zamanlar bir Talim ve Terbiye Kurulumuz mu vardı? Toplum her alanda kuşatma altında sanki. Eğitim ve Öğretim alanında durum feci. (Maarif demeye başlayınca bu sorunlar çözüldü mü?) Türkçe ve edebiyat hocalarımız bu tabloyu biliyorlar mı? Biliyorlarsa durumu onaylıyorlar demektir. Ya da umurlarında değil. “Bunca cehalet ancak okumakla mümkündür” özlü sözünü test etmek mi muradınız. *** Niye şanslıyım? On gündür sergi yerimizde boş lâf konuşulmadı. Arifler meclisi kuruldu sıkça. Yukarıda işaret etmeye çabaladığım konular gibi onlarca sohbet konumuz oldu. Bu sürecin en güzel yönü buydu. Çok konuşuldu ama boş konuşulmadı. Fuar yazılacak birçok konu başlığı biriktirdi. Önümüzdeki günlerde yazabildiklerimi yazacağım. Kitap dostlarına yürek dolusu selamlar.