SALLANAN ADAM...
Belki otuz sene önceydi. Mahalle Camii’nden çıktık evlere gidiyoruz. Her yaştan insan var haliyle. Böyle zamanda sözlü takılmalar çok tatlı olur. Yine öyle takılmalar oluyordu. Genellikle de ihtiyarlara olur bu şakalar. Eh onlardan da harika cevaplar dökülür. Yatsı sonrasıydı sanırım. En ihtiyarımıza biri dedi ki; Halil abi, niye sallanarak yürüyorsun? İhtiyar durdu geriye döndü. Hepimiz durduk cevabı beklemeye başladık. Şöyle dedi Halil dede; Vaktiyle beni üç kişi sallayamazdı. Eh şimdi kendi kendime sallanıyorum gördüğünüz gibi! Doğru söylüyordu Halil dede. İnsan ömrü evrelerden oluşur bilirsiniz. En kırılgan evrede kabre yaklaştığı evre galiba. Sallantılı evrede diyebiliriz o halimize. Bende hatırlıyorum bulgurhane günlerimi. 60/70 kg’lık teliz çuvallar bir omuz hareketiyle fırlar giderdi. İki gün önce çarşıda gidiyorum. Dizlerimle aram, hiç iyi değil. O durumu akranlarım bilir. Kaldırımda oturan bir, okul arkadaşımla selamlaştık. Selamdan sonra dedi ki; Hocam sen de benim gibi yürüyorsun. Hiç sorma dedim. Vakit icabı galiba. Gülüştük. Eh bu yaşta Tay gibi zıplayacak değiliz her halde. Her yaşın kendine yakışan hareketi vardır. Allah'ın resulü (sav) buyururlar: Sizin hayırlınız; genç yaşında olgun yaşlı gibi davrananızdır. Şerliniz ise; Yaşını başını aldığı halde; toy çocuklar gibi olanınızdır. Demem o ki aziz dostlar. Konuşurken, yazarken, yaşarken, Gayızla, hakaretle değil yaşımıza yakışan halle yaşayalım. Bu tavsiyem öncelikle ve elbette nefsimedir. Herkese sağlıklı huzurlu yarınlar diliyorum. Kalın sağlıcakla.