RAMAZAN MANZARALARI
Bak evladım! Eskiden böyle değildi. Ramazan geldi mi belli olurdu. Bu ülkenin köyünde, kasabasında, şehrinde hayatı kuşatan bir uhrevi hava oluşurdu. İftarı, sahuru, teravihi, mukabelesi... Kısacası bir Ramazan coşkusu oluşurdu. İlk günlerde, “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan” şeklinde şakırdı müezzinler camilerde. Ramazan'ın yarısından itibaren ‘Elveda ya şehr-i Ramazan’a dönerdi bu ilahiler. Harman zamanı, Temmuz sıcağında sap saman işinde çalışır da yine de orucumuzu yemezdik. Ancak, elbette orucu tutmayanlar o zamanda vardı. Bugünkü gibi, sokaklarda, caddelerde sigara dumanı savurmazlardı. 1977 yılında, koskoca Konya'da Eski Garaj civarında bir tek açık (yenilip- içilen) iş yeri vardı. Onu da -tasvip etmiyorum ama- gençler ses bombası atarak kapatmışlardı. 1980'li yılların başında Erzurum'da üniversite öğrencisiyimdim. Şehirdeki ve üniversite yerleşkesi ve yurtlardaki Ramazan havasını, coşkusunu hiç unutamam. Hatta bir hafta sonu bir kaç arkadaş erken saatte şehre gitmiş ve karşılaştığımız manzaraya şaşırmıştık. Cumhuriyet caddesinde bir gurup insan, o dükkândan o dükkâna dolaşıyorlardı. Cadde sakindi, dikkatimizi çekti, yaklaştık baktık ki bir gurup yabancı turist. Yabancı dil bilen bir arkadaş ne arıyorsunuz, diye sordu. Kahvaltı yapacaklarmış, açık lokanta arıyorlarmış. Biz de yardımcı olalım diye onlarla arayışa devam ettik ancak açık yer bulamadık ve adamlar aç kalmışlardı. Bunlar ‘Eski Türkiye’den Ramazan manzaralar evlat, anladın mı? Ya şimdi? ‘Yeni Türkiye’de manzara nasıl? “Elhamdülillah, hamdolsun” diye söze başlamak gerek, zamanın ruhu öyle. 25 yıllık devri iktidarlarında vadettikleri gibi Müslüman bir gençlik yetiştirdiler(!). Direk ve dolaylı ( merkezi bütçe, belediye bütçeleri) kaynaklardan besledikleri cemaat ve tarikatlarda, onlara bağlı vakıf ve derneklerde yetiştirdikleri çocuklar, gençler... 13-15 yaşlarında, başı sarıklı, cübbeli çocuklar... Saçının bir tek telini bile göstermeyen ama çoğu defa yüzleri ‘ben buradayım’ diye bağıran üç batman boyalı kızlar... Yerden mantar biter gibi her yerde açtıkları İmam- Hatip okulları...( Bu kadar imamı ne yapacaklarsa?) Evet, şeklen görüntü tam istedikleri gibi. Okullarda “Değerler Eğitimi” projeleri... Bu değerleri kim, ne ara bitirdiyse, Din kültürü öğretmenler yetmiyor, vaiz takviyesi yapıyorlar. Maalesef okullarda, sayelerinde eli bıçaklı zibidiler gencecik öğretmenleri bıçaklıyor. Deist, ateist gençler yetişiyor. Akran zorbalıklarından geçilmiyor. Başörtülü ablalar dükkân önlerinde, ellerinde çay bardakları, sigara tüttürüyorlar. Şekil tamam da öz nerede? 40-50 yıl öncesine göre nüfusumuz kat kat artmasına rağmen camilerde saf sayısı yarıya yahut üçte bire düşmüş. Hocalar da vaazlarında bundan şikâyet ediyorlar. Teravihte zor yer bulduğum bir camide o gün baktım, iki buçuk saf vardı. Nere gitti bu cemaat? Bugünün Ramazan manzaraları da özetle böyle evlat. Bu görülenler sonuç. Peki, sebep ne? Bana sorarsanız, sebep çeyrek yüzyıldır ülkeyi yöneten kafa, zihniyet. Şekle, gösterişe, ikiyüzlülüğe dayalı dindarlık. Yoo, bana kızma, ben gördüklerimi yazdım. Yazımı “İyi Ramazanlar” diye bitireceğim ama günah(!) olur diye korkuyorum. Hayırlı Ramazanlar...