RAMAZAN BİR GÜL BAHÇESİDİR…
İslam Dininin sayısız güzellikleri içinde bir gül bahçesidir Ramazan. Sadece aç durularak yapılan bir ibadet değil her saniyesi uhrevi duygular yüklü bir zaman dilimidir. Bu mükemmel Dinimizi güzel anlatanlardan, tanıtanlardan öğretenlerden Allah razı olsun. Ama her konuda olduğu gibi Ramazan denilince de bin bir olmazı bulup çıkarıp da boş, bomboş tartışmalar oluşturanlar da hiç eksik olmaz. Orucu bozan şeylerden başlar bu tartışmalar, sakızdan çıkar… Hızlı kılınan teravihten devam eder, hilali görmek, Ramazanın ilk günü ve dolayısı ile de Bayramın tarihi konusunda tartışmalar uzar gider. Galaksileri keşfeden, atomu parçalayan, gezegenler arası seyahat planlayan teknoloji varken hala “falanca ülke erken başladı biz neden geç başladık” endişesi atılır ortaya… Fala bakarken olmadık yıldızın hareketlerine inanalar astroloji ilminin bu tespitinde şüphecidir. Ama elbette Ramazanı hakkı ile idrak edenler çoğunluktadır. Onlar bu ayda önce sabrı öğrenir. İtaati öğrenir. Paylaşmayı öğrenir, veren el olmanın mutluluğunu tadar. Zihinlerde kara bulutlar yerine aydınlık ve ferah fikirler taşır. Bardaktaki yarım su büyük bir şükür vesilesidir, neden yarısı boş denmez. Sahurda mühürlenen ağızlardan sonra o billur sesli hafızlarımızın, müezzinlerimizin iftar saati ezanları ve iftar topları ile alınan bir yudum iftarlıktaki tat ve lezzet, bahşedilen nimetlerin güzellikleri için büyük bir şifredir, çözülüverir. Bir harekettir Ramazan… Bir halk hareketi, bir kitle hareketidir. Çarşılara da gelir, pazarlara da, evlere de işyerlerine de, dağa da bayıra da, kıra sayfiyeye de. Sokakta insanlar daha sakin daha saygılı ve hürmetkârdır. Selamlaşma bile önceki günlere göre kat be kat artmıştır. Ceplerdeki paraların hesabı fazla yapılmaz. Bir çocuk sevindirmek, bir ihtiyaç sahibini gülümsetmek, bir dertliye çare olabilmek adına ince hesaplar pek yapılmaz. Ramazan dışındaki zamanlarda pek riayet edilmeyen zaman kavramı yerli yerine oturmuştur. İftar ve sahur anlıktır. Günlük işler namaz vakitlerine göre düzenlenir. Pek çok işyerinde saatler de bunlara göre ayarlanır. Yine de her şeye zaman yeter artar bile. Uykular sahurda bölünse bile bünyeler bir iki gün sonra daha dinç, daha zinde ve güçlüdür. Yüzlerdeki gülümsemelerde pek yapmacıklık görülmez, içten ve samimidir. Dualar kişisel olmaktan bir anda uzaklaşır, önce yakın çevreye, daha sonra hemşerilere, millete, ümmete ve tüm insanlığa kadar geniş bir kitleyi kapsamaya başlar. Geçmişlerimiz daha sık aklımıza gelir ve hep de hayırla yâd edilir. Bu sınırlı zamana göre üretim daha da artar. Yokluklar “yok” olur yerini “var” a bırakır. Ramazan en çok da çocukların ayıdır desek pek de hata etmiş olmayız. Bir heves, bir heyecan ile o güzelim namaz örtülerini örtüp cami cemaati kervanlarına katılıp kıkır kıkır gülücüklerle etrafa kattıkları neşe ve huzur her şeye bedeldir. Camilerdeki mukabeleler, evlerdeki hatimler, toplu iftar davetleri, unutulmuşları misafir etmeler de Ramazan güzelliğidir. Herkes ama herkes “Nerede o eski Ramazanlar” derken bu Ramazana da o güzellikleri katma gayreti içindedir aslında. Çeşitli mazeretleri nedeni ile Ramazan orucunu tutamayıp da gözyaşı dökenleri bile görmek mümkündür. Onlar belki oruç tutamıyorlardır ama o uhrevi havayı da yaşatmak için aynı gayreti gösteriyorlardır. Tabi çok güzel espriler ve şakalar da çıkar Ramazandan. Ramazanın son günler “Mübarek ne çabuk da bitiverdi” diyene kurnazca “Hacım Allah’ın günü çok sen devam et” Biz O’nun emri ile tuttuk, O’nun hediyesi ile de Bayram yapacağız deyiverenler gibi espriler de türer… Her şeyi ile Mükemmel olan yüce Dinimizin bu güzel ibadetine kavuşmanın sevinci ve şükrü içindeyiz. Hakkı ile idrak edip, sevabına nail olmayı herkese nasip etsin Rabbimiz. Gelecekte bu günleri anıp da nerede o eski Ramazanlar dedirtecek güzellikte bir Ramazan diliyoruz. Hayırlara ve güzelliklere vesile olsun İnşallah…