Özbay, "İstiklal Marşı Bu Milletin Bağımsızlık Sembolüdür ve Başka Bir Dilde Okunamaz"

Yayınlanma: 31.03.2026 17:06 Güncelleme: 31.03.2026 20:27

Eğitim-İş Sendikası Karaman Şubesi, İstiklal Marşımızın Arapça okunmasıyla ilgili basın açıklaması yaptı.

Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, Atatürk Parkında düzenlenen basın açıklamasında yaptığı konuşmada, "Karamanoğlu Mehmet Beyin söylediği gibi; Türkçe bugün de bağımsızlığına sahip çıkıyor. Yüzyıllardır bu geleneği sürdüren Karaman’da böyle bir olayın yaşanması, ülkedeki liyakatsizliğin ve cehaletin bizi nasıl karanlığa sürüklediğinin açık bir göstergesidir. Artık bu cehaletten ve liyakatsizlikten bu ülkenin insanları bıkmıştır. Bir ilin Milli Eğitim Müdürü bu kadar mı tarih bilmez, bu kadar mı Cumhuriyet bilincinden uzak olur? Görev yaptığı kentin değerlerinden, Karamanlıların tarihinden bu kadar mı habersiz olur? Biz bugün burada yalnızca tek bir münferit olayı değil, bu olayın arkasındaki zihniyeti anlatıyoruz. Çünkü biz eğitimciler olarak bu ülkeye söz verdik: Cumhuriyet dersi vermeye devam edeceğiz. Bakın, fermanın başkenti Karaman’da, İstiklal Marşı’nın başka bir dilde okunması; tarihe, Cumhuriyet’e ve bu milletin değerlerine açık bir saygısızlıktır. Bu kabul edilemez. Üstelik bu durum yalnızca tek bir olayla sınırlı değildir. Eğitim sistemi ideolojik müdahalelere açık hale getirilmiş, liyakat yerine başka ölçütler öne çıkarılmıştır. Öğretmenler baskı altına alınmakta, öğrencilerin eğitim hakkı yönetsel tercihlerle şekillendirilmektedir. 12 Mart’ta yaşanan İstiklal Marşı skandalı, bu tablonun en açık ve en çarpıcı örneğidir. Karaman’da bir okulda düzenlenen programda İstiklal Marşı’nın Arapça okunması büyük bir hatadır. Altını çizerek söylüyoruz: İstiklal Marşı bu milletin bağımsızlık sembolüdür ve başka bir dilde okunamaz. Bu yalnızca bize özgü bir hassasiyet de değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir resmi törende bir ulusun marşı başka bir dilde okunmaz. Bu, devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz. Yaşananlar başlı başına bir skandaldır. Ancak daha da önemlisi, bu skandala nasıl sahip çıkıldığıdır. Cumhuriyet’in değerlerini savunmaya devam edeceğiz. Bu olay kamu vicdanını derinden yaralamış, adeta patlatan bir açıklamaya dönüşmüştür. Üstelik bununla da yetinilmemiştir. Bakın; İstiklal Marşı’nın Arapça okutulduğu okulun bugün yurt dışına götürülmek üzere planlandığına dair belgeler bulunmaktadır. Bu ne demektir? Bu, açıkça ‘yanınızdayız, arkanızdayız’ mesajıdır. Yani yapılan uygulama bir hata olarak görülmemiş, aksine sahiplenilmiş; sorumlular sorgulanmak yerine adeta ödüllendirilmiştir. Bu da yetmemiştir. Olaydan yalnızca bir gün sonra bir dernek yöneticisinin İl Milli Eğitim Müdürlüğü makamını ziyaret etmesi, yaşananların nasıl bir anlayışla karşılandığını göstermektedir. Bu bir tesadüf ya da sıradan bir nezaket ziyareti değildir. 12 Mart’ta yaşanan skandalın hemen ardından 13 Mart’ta gerçekleşen bu ziyaret, Karaman’da kamu yönetiminin artık liyakat ve tarafsızlık temelinde değil; sadakat temelinde şekillendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Burada mesele yalnızca semboller değildir. Asıl mesele; liyakatin tasfiye edilmesi, hak, hukuk ve adalet anlayışının zedelenmesidir. Biz bir kez daha altını çiziyoruz: Eğitimde ve kamuda esas olan liyakattir, adalettir, Cumhuriyet’in temel değerleridir.” Karaman’da yaşananlar eğitim açısından ciddi bir karanlık tabloyu ortaya koymaktadır. Bir Milli Eğitim Müdürü’nün okul müdürlerine verdiği talimat ortadadır: Kız öğrencilere kadın öğretmen, erkek öğrencilere erkek öğretmen rehberlik yapacak. Bu nasıl bir anlayıştır? 6-7 yaşındaki çocukların yan yana oturmasından rahatsız olan bir zihniyetin, Cumhuriyet öğretmenlerinin her çocuğu kendi evladı gibi gördüğü gerçeğini kavrayamadığı açıktır. Bu yaklaşım pedagojik değildir, bilimsel değildir. Bu anlayış, eğitimi toplumsal kalıplara hapseden, ayrıştıran bir zihniyettir. Oysa eğitimcinin görevi ayrıştırmak değil, eşitlik temelinde her öğrenciye aynı değeri vermektir. Üstelik bununla da kalınmamıştır. Elimizde belgesi de bulunan yeni bir talimat daha vardır. Okullara gönderilen bu talimatta, akademik olarak başarısız görülen öğrencilerin LGS’ye girmemesi yönünde yönlendirme yapılmaktadır. Bu ne demektir? Bu, çocukların geleceğini düşünmek değil; istatistikleri makyajlamaktır. Sınava girebilecek yüzlerce öğrenciyi dışarıda bırakıp, daha az sayıda öğrenci üzerinden başarı oranı yüksek gösterilmeye çalışılmaktadır. Yani gerçek başarıyı artırmak yerine, rakamlarla oynanarak sahte bir başarı tablosu oluşturulmak istenmektedir. Biz buradan açıkça söylüyoruz: Bu anlayışı kabul etmiyoruz. Eğitimde ayrımcılığı da, liyakatsizliği de, istatistik oyunlarını da reddediyoruz. Andolsun ki; tüm bu gerçekleri kamuoyuna anlatacağız, belgeleriyle ortaya koyacağız. Bugün korunuyor olabilirsiniz ama tarih önünde mutlaka hesap verilecektir" dedi. 

Devamını Okumak İçin Tıklayınız