MÜSLÜMANIN HER SANİYESİ İBADETTİR
“Namaz kılınız, oruç tutunuz, zekât veriniz, hac yapınız, yalan söylemeyiniz, haram yemeyiniz, zinaya yaklaşmayınız, haksız yere adam öldürmeyiniz…” gibi emir ve yasaklara uymak bizim ibadetimiz olduğu gibi, “Size savaş açanlarla siz de savaşınız” emrine uymak da bizim dini ibadetlerimizdendir. “İbadet” kelimesi beş altı ayete uymak değil, hayatımızın her adımında, her saniyesinde, her kelimesinde, hayatımızı yaratanın koyduğu kurallara uymak da bizim ibadetimizdir. Önümüzde Ramazan Bayramı var; Haçlı ordusu, tarihinde ilk defa Hristiyanlara göre Allah’ın oğlunu öldürdüğüne inandıkları Yahudilerin komutasında, ABD’ye on bin kilometre uzaktaki Müslümanlara harp ilan ettiler. Şehitlerimiz var; savaş halinde iken Ramazan orucunu tutmamaya ruhsat var ama Ramazan Bayramı’nda bayram yapacaklar mı? Ramazan orucu farz olduğu gibi, “Sizinle harp edenlerle, Allah yolunda siz de harp ediniz, aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah haddi aşanları sevmez.” (Bakara süresi ayet 2/190) Emrine uymak da haramı işlemeye imkân olduğu halde işlememek, bir imza ile köşeyi kanuna uygun halde dönme imkânı olduğu halde, “Bu bana haramdır” diyerek yapmamak da ibatelerimizdendir. Bayan Başbakan Tansu Çiller hanımefendi, “Çalmışlar amma kitabına uydurmuşlar” demişti. Kastettiği kitap, Kur’an-ı Kerim değildi. Çünkü onların yaptığı Kur’an’a göre haramdı ama bunların uydurduğu kitaba “Haram” kelimesi bile yazılamazdı, çünkü “Haram” kelimesi laikliğe aykırı idi. Şehitlerimizin cenaze namazını kılmak ibadet olduğu gibi Ramazan Bayramı namazını kılmak ve bayram yapmak da, bizim için ibadettir. Namaz için attığı her adıma sevap olduğu gibi, “Evden dışarı çıkayım, nefes alayım, birinin işine yarar bir yardımım olur” niyeti ile evden çıkıp dolaşırken, verdiği her selama sevap, attığı her adıma sevap yazılırken ayrıca sosyal kaynaşmaya da katılmış olursunuz o da sevap. “Niyet hayır, akıbet/sonuç hayır” iye bir deyimimiz var ya niyetimiz, hep doğruya, iyiye, güzele, sulha/barışa, gönül yapmaya yardımlaşmaya yönelik olduğu gibi, bunları engellemek isteyenlere, haddini bildirmeye yönelik olsun. Bizi bu dünyaya getirenin verdiği ömür kadar yaşayıp yine O’na doğru her saniye yol almaya devam ediyoruz. Aldığımız her nefes, bize hayat verirken ömür sermayemizden de eksilme meydana geliyor. Doktorların piri, üstadı, şahı, padişahı İbni Sina (980-1037) 57 yaşında vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Ülkemizin en ünlü iş adamlarından merhum Mustafa Koç (1960-2016), 56 yaşında vefat etmiş. Rabbimiz buyurur: “De ki: “Allah'ın dilediğinin dışında ben kendi nefsime bile zarar veya fayda verme gücüne sahip değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların eceli geldiği zaman ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gider.” (Yunus süresi ayet, 10/49) “Nerede olursanız olun, velev ki yükseltilmiş burçlarda olun, ölüm size ulaşır. Onlara bir iyilik isabet ederse, "Bu, Allah tarafındandır" derler. Eğer onlara bir kötülük isabet ederse, "Bu sendendir" derler. De ki: "Bunların hepsi Allah’tandır." O kavme ne oluyor ki neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar.” (Nisa süresi ayet 4/78) Ne zaman, nerede olursak olalım, bulunduğumuz hâl, en az günahla bu dünyaya getirene layık olarak dönmek için hazırlıklı olalım.