KUR’AN, SÜNNET VE BİLİM
Manası sarih/apaçık Kur’an ayetleri ve senedi sahih sünnetler bize neyi emrediyorsa yaparız, neyi yasaklıyorsa yapmayız. Çağdaş bilimin ayet ve hadisleri doğrulamasına ihtiyacımız yok ama doğrularsa imanı zayıflara faydalı olduğu kanaatindeyiz. Biz Müslümanlar, yaptığımız her hareketi ve söylediğimiz her sözü İslami kurallara göre yapmakla görevliyiz. Rabbimiz, Ramazan ayında bir ay oruç tutmayı emretmiş, bize de o orucu tutmak düşer. Ramazan’ın faydalarını düşünmeden yalnız Allah rızası için biz orucumuzu tutarız. Namaz kılmak için abdesti emreden Rabbimizin emrini yerine getirmek için abdest aldığımızda aynı zamanda ellerimizin, yüzümüzün, başımızın, ayaklarımızın temizlendiğini de görüyoruz ama biz abdesti temizlenmek için almıyoruz. Allah’ın emrini yerine getirmek için aldığımız abdestin faydalarıyla ilgili mastır ve doktora tezleri verildiğini de biliyoruz. Orucumuz da öyle. 2016’da Japon bilim adamı Yoshinori Oshumi hücrenin içinde çöp sepeti bile olduğunu ve bunun içindeki atıkların temizlenmesi için tek yolun kişinin aç kalması gerektiğini ve başka temizleme yolunun olmadığını ispat etmiş. “Hücre” kelimesi Arapça bir kelimedir, evin bir odası anlamına gelir ve Türkçede de kullanılır. Bir insanın vücudunda yaşına, kilosuna, boyuna göre 20-40 trilyon arasında hücre bulunurmuş. Yani vücudunuzda ortalama otuz trilyon odacık taşıyorsunuz. Gözle görülemeyen, bilim adamları tarafından çok yüksek büyüteçlerle görülebilen hücrelerimizin temizlenmesini de yaparmışız biz, oruçla. Ama 1400 yıldır Müslümanlar bu temizlenmeyi bilmeden ibadetimizi yaptık. Doktor, hastasına reçete yazar, hasta da o reçeteye göre ilaçlarını kullanırsa Allah’ın izniyle şifasını bulur ama hasta, ilaçların içeriğini bilmez. İman ve ibadetlerimiz bizi temizler. Biz buna iman etmişiz. İlim adamlarımızdan bir kısmının da Rabbimizin emir ve yasaklarının toplum üzerinde ve şahıslar üzerindeki etkilerini araştırarak, farz-ı kifayeden bizi kurtarmalıdırlar. Orucun 2016’da bulunan faydalarından biri de bizim vücudumuzda ve hücrelerimizdeki atıkların orucun ateşiyle yakmaktır. Eğer orucu tutmazsak, Rabbimizin afvına da layık olamamışsak, cehennem ateşinde yanmak da var. Allah, hepimizi korusun. Ama bilim durmadan araştırmaya devam ediyor. İleride daha nelerin çıkacağını bilemiyoruz. Biz, kıyametin kopacağı saate kadar İslam dininin emrettiklerini yapmaya, yasakladıklarını yapmamaya devam edeceğiz. Bu iman ve amel/eylemle Müslümanlar her çağın hastalığına karşı korunmuş olacaklardır. Rabbimiz, sapıklığın her çeşidinden kurtarmak ve müminleri temize çıkarmak için ayetler indirdiğini şöyle haber verir: “And olsun, Allah, daha önce apaçık bir sapıklık içinde olan müminlere, aralarından Allah'ın ayetlerini okuyan, onları temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir resul göndermekle iyilikte bulunmuştur.” (Al-i Imran süresi ayet 3/164) Kitabımız Kur’an-i Kerim’in emir ve yasaklarını, Sevgili Peygamberimizin anladığı ve uyguladığı şekilde yapacağız. “Haccı kış gününe yapsak, orucu en kısa günlerde tutsak” diyenlerden birine inanan bir adam, bana bu teklifi sorduğunda, ben de tartışmamak için, “Ben, peygamber olarak Muhammed aleyhisselama inanıyorum. Sen de ona inanıyorsan sen öyle yap” dediğimde, “Tövbe tövbeeee” demişti. Oruç emri miladi 624 yılında Şaban ayında verildi. Sevgili Peygamberimiz, dokuz yıl oruç tuttu. Ay takvimine göre Ramazan ayı her sene on gün önce gelir. Dünya yuvarlak olduğundan dünyadaki bütün Müslümanlar bir yılda aynı zamanda dört mevsimi yaşadıklarından biri yazın en sıcak günlerinde oruç tutarken öbür kış ayında oruç tutmuş olur. Böylece âlemleri yaratan Rabbimiz, bütün âlemlere rahmet olan peygamberiyle indirdiği bu rahmet ayetleri bütün Müslümanlara bütün ay ve günlerde oruç tutturarak oruçta da adalet sağlanmış oluyor. Allah celle celalüh İslam’ın adaleti içinde yaşamayı nasip etsin.