KOMŞUNUN EVİNDEN DUMAN GELİYOR
Domuz derisi, kullanılamaz, post yapılamaz, eti yenmez, beslenilmez, alınıp satılamaz, İslam dinine göre haramdır. Yine İslam’a göre Yahudi ve Hristiyanlar, hiçbir zaman bir Müslüman’a emir verecek bir makama getirilmez, yani velayetimiz onlara teslim edilemez. Yanlış anlaşılmasın, komşumuz olan Yahudi ve Hristiyanlarla arkadaş oluruz, komşuluk ilişkilerini İslam’a göre ayarlar ve karşılıklı yardımlaşmaları da yaparız, yemek alıp veririz. 1400 yıllık zaman içinde Kudüs’te, Mısır’da, İslambol’da, Endülüs’te, Şam’da… bunu sağlamışız. Ama canımıza kasteden, malımızı çalmayı hedefleyen, kanla beslenen Yahudi ve Hristiyan ve diğer din düşmanlarıyla hiçbir zaman dost olamayız. Rabbimiz: “Ey iman edenler, mü'minlerden aşağı olan kâfirleri yönetici dost edinmeyin. Aleyhinize olmak üzere Allah'a açık bir belge mi vermek istiyorsunuz?” (Nisa Süresi ayet 4/144) “Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanları (idareci) dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur (idarecisidir.) Sizden kim onları (idareci) dost edinirse muhakkak o, onlardandır. Allah, zalim toplumlara yol göstermez.” (Maide Süresi ayet 5/144) “Kâfir” kelimesi Müslümanların dışında kalan herkesi içine alırken bu Maide Süresi’nde özellikle Yahudi ve Hristiyanların adını vermiş. Bu ayette “onlar yani Yahudi ve Hristiyanlar, birbirlerinin dostudurlar” buyuruyor. Müslümana karşı birbirlerini kolluyorlar ama kendi aralarında baş başa kaldıklarında birbirlerini yiyorlar. Rusya’nın yetmiş yıl Balkanlar’daki Hristiyanları ezdiği, şimdilerde Ukrayna’yı ezmekte olduğu gibi. Amerika’nın Gazze’deki Müslümanlara karşı Fillisinde işgalci Yahudileri destekledikten sonra, Venezuela’daki Hristiyanların yeraltı ve yerüstü kaynaklarını çaldığı gibi, başkanları Maduro’yu kaçırdı. Bu durumu Rabbimiz şöyle anlatır bize: “Onlar sizinle ancak, surlarla çevrili şehirlerde veya duvarların arkasında savaşırlar. Onların kendi aralarındaki çatışmaları çetindir. Sen, onları birlik sanırsın, kalpleri paramparçadır. İşte bu, onların akılsız bir toplum olmalarındandır.” (Haşr Süresi ayet 59/14) Günümüzde de aynısı değil mi? Savaş uçağının içinde, tankların içinde savaşırlar, demeyeyim bundan sonra insansız savaş uçaklarıyla, insansız tanklarla hırsızlık yapmaya, adam öldürmeye, kan akıtmaya, ülke kapmaya gidecekler. Atalarımız ne demiş? “Gâvurdan dost, domuz derisinden post olmaz” demiş. Bu günlerde yine onlar, bir araya gelmişler, komşumuzu ateşe vermişler. Şimdilik dumanı geliyor. Bu sefer, petrol hırsızlığına değil, imanımızı almaya geliyorlar. Bundan yüz yıl önce ülkemizi işgal ederek aralarında paylaştıkları zamanda işgalcilerden İngiltere dışişleri bakanlığı ve Lozan’da İngiliz heyeti başkanlığı yapan Lord Curzon (1859-1925): “Osmanlı’yı yıkmak için silaha gerek yok; Kur’an’ı kapat, kadını aç” demiş. İmanımızı alamamışlar ama amelimizden bir kısmımızı uzaklaştırmışlar. Ticarette, siyasette, sanatta, sanayide, gâvurla karşı karşıya gelince, aslına dönmek istediği halde dünyalıklarından vazgeçemeyenler, bunların adamlıktan çıktıklarını, sırtlan sürülerinden farksız olduklarını anladığı halde gidecek yer bulamamanın çaresizliği içindeler. Komşuda yangın varsa, dumanı, genzimizi değil, imanımızı yakıyorsa, yakında kıvılcım sıçrarsa önü alınamaz. Devletin 24 saat, tam teçhizat, hazır bekleyen politikası ve gücü harekete geçmeli.