KİM ÖZGÜR, KİM KÖLE?

Yayınlanma: 26.02.2026 14:21 Güncelleme: 26.02.2026 14:21

Karşındakine bakma, kendine bak. İç dünyanda doğru kabul ettiklerin, senin kendi buldukların mı yoksa senin gibi birilerinin “bu doğru, bu yanlış” deyip dayattıkları mı? Esaret/kölelik, “İnsanın kendi iradesinin dışında, birileri tarafından hareketlerinin kısıtlanması halidir” diye tarif edilir. Kişinin hapse atılmasını da esaret olarak tarif ederler. Ama öyle haller olur ki, kutsal davası uğrunda hapsedilen mücahit, onun hapsine karar verenden, onun hapisten kaçmasını engellemek için gönüllü bekçilik yapanlardan daha özgürdür. Gazze’de yıkılan evinin gölgesini bile kendisine yasak yapan ABD ve AB yöneticileri mi daha özgür, yoksa harap haldeki yolda iftar yapan Gazzeli Müslümanlar mı? Müslüman’ın teni hapiste ama onun bağlı olduğu ayetler kâinatın/evrenin yaratıcısı tarafından indirilmiştir. 1400 yıl önce “Ramazan ayında oruç tutunuz” emri, Müslüman’a helal olan bazı maddelerden uzak kalmasını, esaret değil, yaratanına yakın olma olarak kabul ediyor. O Müslüman’a Kelime-i Şehadet’i/Allah’tan başka yaratan, yaşatan, yöneten, donatan… yoktur; Muhammed de O‘nun kulu ve elçisidir” diyeni, Allah’ın emir ve yasaklarına uymayı isteyen ve yaşamaya çalışanı yasaklayan, yasaklara uymadığı için Yusuf aleyhisselam gibi hapse atılanın yalnız teni esir/mahkûm. Onu hapse atanın her tarafı, teni, canı, ruhu, kâfirlerin koyduğu kanun zincirleriyle bağlı olduğu halde zincirinin parıltısına göre makamını da ilerletme yolunda terfi zannedip kölelik yapmaya devam etmektedir. Bu türden esirleri de kurtarma işi Müslümanlara görevdir. ABD’nin, Avrupa Birliği’nin, İngiltere’nin en seçkin ve seçilmiş insanları, bir tek Yahudi’nin seks, saltanat, makam, dolar… zincirine dolanmışlar, bataklıkta kendilerini kurtarmaya çalışanlara tuzak kurmaya devam ediyorlar. Savaş esirlerini zincirlere bağlı olarak getirildikten sonra, Müslümanların yaşantısını da görünce Müslüman olurlar; bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz buyurur: “Zincirlere bağlı olarak cennete giren esirler Allah’ın hoşuna gider. (Buhari, Cihad, Bab 143 el üsara fis selasil, hadis 2848, Ebu Davud, Cihad, bab 114 el esir yüsak, hadis 2561) Ebu Davud rivayetinde yükadüne/sürüklenirken kelimesi rivayet edilmiş. Şehid, canını cehenneme atmak için koşanların önüne çıkıp “Gidemezsiniz, kendinizi yakamazsınız, sizin cehenneme gitmenizi istemiyorum” diyerek geri dönmelerini, cennete doğru giden sıratı müstakıyme gitmelerini isterken can kuşu, ten kafesinden Rabbine doğru uçan merhamet fedaisi Müslüman’dır. “Biri Müslüman diğeri kâfir iki kişinin savaştığı, kâfirin Müslüman’ı öldürdüğü, sonunda kâfirin kendi yaptığının yanlışlığını anlayınca Müslüman olup cihat yolunda şehit olduğunu Sevgili Peygamberimiz şöyle haber verir: “Allah, şu iki kişiden birinin Allah yolunda iken kâfir tarafından öldürülüp cennete girmesi, sonra o katil kâfirin, Müslüman olup ve şehit olması Allah’ın pek hoşuna gider.” (Buhari Sahih, K. Cihad bab 28) Allah’ımızın “oruç” emrini tuttuğumuz gibi, diğer bütün emirlerinin ve yasaklarının tutsağı olursak, Rahman ve Rahim olan Rabbimizin, rahmet peygamberinin, rahmet ümmeti oluruz ve rahmet/yağmur gibi gülle diken arasında ayrım yapmadan bütün gönüllere yağar, inkâr, şirk, kâfirlik dikenlerinin de katılığını yumuşatır ve dünyayı cehenneme çevirenlerin bu dünyasını İslam adaleti ile, ahiretlerini de cennete çevirmeye çalışalım.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız