KARAMAN FK, EVİNDE MİSAFİR BİLE DEĞİL
Bazen yazmak zor gelir. Çünkü anlatacakların sadece bilgi değildir… İçinde kırgınlık, öfke ve hayal kırıklığı vardır. Bugün Karaman FK için yazıyorum. Ama aslında bir takımın hikâyesini değil, bir şehrin aynaya bakamama hâlini yazıyorum. Futbol bazen sahada kaybedilir. Bazen masa başında… Ama bazı hikâyeler vardır ki, ne skorla açıklanabilir ne de taktikle. Karaman FK’nın yaşadıkları, işte tam olarak böyle bir hikâye. Bir şehir düşünün… Takımı 2. Lig’de mücadele ediyor. Yıllar sonra gelen bir başarı, 18 yıllık hasretin ardından yeniden profesyonel lig heyecanı… İlk sezon umut, ikinci sezon direnç. Üst üste iki yıl ligde kalmayı başaran bir takım. Ama ne olduysa, tam da bu direncin ardından oldu. Destek çekildi. Yönetim dağıldı. Kulüp sahipsiz kaldı. Ve en acısı… Şehir de arkasını döndü. Sanayicisi yok, bürokratı yok, yöneticisi yok, sivil toplum kuruluşları yok… Bir takım düşünün ki, herkesin gözünün önünde yalnızlığa terk ediliyor. Bugün gelinen noktada Karaman FK sadece rakipleriyle mücadele etmiyor. Yoklukla, ilgisizlikle ve daha da acısı kendi şehriyle mücadele ediyor. Karaman FK… Yıllar sonra 2. Lig’e çıkmış bir takım. İlk sezonunda ayakta kalmayı başarmış, ikinci sezonunda bunu tekrar etmiş bir mücadele örneği. Kolay mı? Değil. Ve ben bir Karamanlı olarak şunu üzülerek söylüyorum: Bu yalnızlık tesadüf değil. Bu, tercih. Biz bu takımı yalnız bıraktık. Evet, “biz” diyorum. Çünkü bu şehirde yaşayan herkesin bu hikâyede bir payı var. Sanayiciler sustu. Bürokratlar görmezden geldi. Yöneticiler sahip çıkmadı. Sivil toplum kuruluşları ortada yoktu. Herkes bir adım geri çekildi… Ve o boşlukta Karaman FK düşmeye başladı. Bugün geldiğimiz noktada bir kulüp borçla, yoklukla ve imkânsızlıkla mücadele ediyor. Ama asıl ağır olan bu değil. Asıl ağır olan, sahipsizlik. Daha da acısı ne biliyor musunuz? Bu takım kendi sahasında bile istenmiyor. Yeni Karaman Stadyumu… Kağıt üzerinde evimiz. Ama gerçek öyle değil. Maç günü elektriği kesilen bir kulüp olur mu? Tribünde insanların su bulamadığı bir ortam kabul edilebilir mi? Reklam alanlarının kaldırılması, locaların kapatılması neyin göstergesi? Bunlar basit aksaklıklar değil. Bunlar bir bakış açısının sonucu. “Bu takım olmasa da olur” anlayışının somut hâli. Ben bu şehrin bir evladı olarak utanıyorum. Evet, açık açık söylüyorum: Utanıyorum. Çünkü Türkiye’nin başka şehirlerinde takımlarına nasıl sahip çıkıldığını görüyorum. Orada kulüpler şehirle birlikte nefes alıyor. Bizde ise tam tersi. Biz kendi takımımızı boğuyoruz. Bugün Karaman FK diyor ki: “Bu şehirde yer yoksa, başka yerde oynarız.” Kılbasan’da… Sudurağı’nda… Belki de artık gerçek yuva oralarda olacak. Şimdi durup düşünelim: Bir takım kendi şehrinde barınamıyorsa, orada kaybedilen sadece futbol mudur? Futbol; aidiyettir, hafızadır, ortak sevinçtir. Eğer bir şehir kendi takımına sahip çıkmıyorsa… Orada eksik olan sadece destek değildir. Orada eksik olan şey, şehrin ruhudur. Karaman FK sahada direnmeye çalışıyor. Ama ben artık şundan eminim: Bu takımın en büyük mücadelesi rakipleriyle değil. Kendi şehriyle. Ve ne yazık ki… Bu maçın galibi şu an için belli değil.