KADIN DEVRİMİ
Cumhuriyet esasen bir kadın devrimidir. Bulunduğu coğrafyada kadının güneşinden ilham alan tek toplum Türkiye Cumhuriyetidir. Öyle; “Kadın başımızın tacı… Mutluluğun ilacı… Başarılı her erkeğin arkasında… diye başlayan göz kamaştırıcı ama boş laflar, Cennet anaların ayağının altında… diye her şeyde olduğu gibi onun inancını kullanarak güya yücelten ama onu eve hapseden ve ev dışı geniş sahada kadınla erkek eşit mi olurmuş gibi onu aşağılayan” ideolojik dayatmalar… Listeyi uzat istediğin kadar. Üretimde, tüketimde, hizmette tam eşitlik ve mutlak özgürlük kavramları bu topraklarda Atatürk ve onun armağanı Cumhuriyet tarafından seslendirildi ve uygulandı. O güne dek “soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen” kadın yerine, yaşamın her alanında erkek ile bir ve eşit olan vatandaş kadın hukuken örgütlenmeye başladı. Elbette asırların kabullerini kısa sürede söküp atmak olası değildi. Bir tarafta eski düzenin toplumu cahil bırakmak suretiyle onun üzerinde kurduğu tahakküm ayrıcalığını kaybedenler, bir tarafta da bundan yararlanmaya çalışan emperyalizm, bu güçler ile işbirliği içinde Cumhuriyeti hiç rahat bırakmadılar. “Dâhili ve harici bedhahlar” nitelemesini hatırlıyorum hep… Ben inanıyorum ve görüyorum ki; Kadınlarımızın baskın çoğunluğu Atasını ve Cumhuriyeti çok seviyor ve emanetine sahip çıkıyor. Onlar da biliyorlar ki haritayı önlerine koyup baktıkları zaman yaşadıkları bölgede, kadınların gücünün toplumlarını aydınlatan tek ülke yaşadığı ülke, Türkiye. Televizyonlarda en başarılı gazeteciler kimler? Sporda en başarılı sporcular kimler? Sanat ve edebiyat alanında başarılı olanlar kimler? Bilim dünyasının yıldızları kimler? İş dünyasında “ben de varım” diye gerilerden kopup gelen savaşçılar kimler? Askeri okullardan birincilikle mezun olanlar kimler? Say sayabildiğin kadar. Bunların hepsi eşit ve ayrıcalıksız yurttaşlığın ürünleri. Şu anda ülkemizde Afganistan veya İran medeni hukukunu uygulasak bizden geriye ne kalır? Yine bir 8 Mart bir yığın gurur ve bir o kadar da hüzün ile geldi çattı. Gurur duyuyoruz çünkü bir yığın eksiğimiz de olsa aldığımız yol asırlara bedel. Hüzünlüyüz, kadınlarımızı erkek dünyasının kana doymaz barbarlıklarından hâlâ kurtaramadık. Çare, Cumhuriyetimize sımsıkı sarılmak ve kazanımlarımızdan bir adım geri atmamak.