İYİ, GÜZEL, FAYDALI, HAYIRLI OLANA BAK

Yayınlanma: 07.02.2026 13:25 Güncelleme: 07.02.2026 14:54

Kulağımızı güzel sözlere, gözlerimizi nurani yüzlere çevirelim. “Dilimiz yak Hak sözü söylesin veya sussun”. Elimiz, garibin, fukaranın, mazlumun şemsiyesi, kalkanı, yardım sandığı… olsun. Batının bataklığını anlatmaya gerek yok. Onlar, kendileri anlatıyorlar ve Ayette haber verilen: “Yemin olsun ki cehennem için cin ve insanlardan birçok kişi yarattık. Onların anlamayan kalpleri, kendisiyle göremedikleri gözleri, kendisiyle işitemedikleri kulakları vardır. Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar gafillerin ta kendileridirler.” (A’raf süresi ayet 7/179) Ayetinin doğrulunu dünyaya gösteriyorlar ama her insanın içindeki nefis, aldığı pislik kokusunun peşine düşeceğinden pislik yayıcısı, programcısı, etrafa saçıcısı olmayalım. Beş gün önce evimde ziyaretime gelen bir dostumu 1989 yılında başlattığım Tefsir derslerimden tanırım. Hep hayırlı haberlerle gelir. Gazze’de neler oluyor? Dediğimde, “Hocam, bir kaç arkadaşla, kendi imkânlarımızla ulaşmaya çalışıyoruz” dedi ve anlatmaya başladı, deli gönlümde deli rüzgârlar esiverdi. Bir atalar sözünün bizim köyde söylenişiyle, “Kepenek altında nice koç yiğitler yatar” mış meğer. “Biz onları görmedik, duymadık” demeyin, gördüğünüz, duyduğunuz dernek veya vakıflarla da sizler gerekeni yapıyorsunuz ya, ona devam. Sevgili peygamberimiz, her yüz yılda, dini yeniden ihya edenleri göndereceğini haber verir ya, işte O Allah celle celalüh, zor zamanlarda, Calut karşısına, Talut ve Davud’u gönderdiği gibi, her zaman ve her yerde kabına sığmayan koç yiğitlerini gönderir. Moro’dan güzel haberlere döner kulak antenim. Doğu Türkistan’dan Misk kokusundan daha değerli İslami hizmetlerin haberinin kokusunu almaya çalışırım. Birinci ağızdan Afrika’da bilmem ne kabilesini toplu halde “Kelime-i şehadet getirten, onlara bir cami, bir medrese, bir imam evi ve karı-koca hoca olan bir aileyi oraya görevlendiren, kabilenin kadınlarını, imamın hanımı, erkeklerini imamın okuttuğu dershaneyi açanların haberi, çiçek fotoğrafçısı olmama rağmen, baharda lale, sümbül, menekşe… kokusundan daha üstün görürüm bu kepenekli mücahitlerin haberlerini. Yemen’den iman kokusu alan sevgili peygamberimizin ümmetiyiz. Mısır’dan Yusuf aleyhisselamın kokusunu alan Yakup aleyhisselama iman etmişiz. Mısır’da, zalim Firavunların ülkesinde, tek başına bir peygamber. Bu gün materyalist bir akıl ve mantıkla Yusuf aleyhisselamın şansı ne? Rabbimiz, sonucu haber veriyor: “Böylece Yusuf'u ülkeye yerleştirdik. Ülkenin dilediği yerinde konaklardı. Biz, rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz. İyilik yapanların mükâfatını zayi etmeyiz.” (Yusuf süresi ayet 12/56) Ama bu yol, çileli, zahmetli, iman eşkıyasıyla dolu. İbrahim aleyhisselam gibi, ateş çemberinden geçmek, Yusuf aleyhisselam gibi hapishanede yatmak, İsa aleyhisselam gibi ihanete uğramak, Zekeriyya ve Yahya aleyhisselamlar gibi Yahudilerin elinde katledilmek, Muhammed aleyhisselam gibi yerinden yurdundan edilmek var.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız