İsviçre’de Gördüklerim
Selamlaşmaya günaydın, hayırlı günler, hayırlı akşamlar demeye dilimizi gönlümüzü alıştırmalıyız. Tebrik etmekten kaçınmayın teşekkür etmekten kaçınmayın.. “Marifet İltifata tabidir” İyi iş yapanı ister çocuğun olsun ister yabancı taltif edin şımarır diye korkmayın. Avrupa’yı görenler orada yaşayanlar bilir. Gün içinde en çok kullandıkları kelime teşekkür ve selamlaşmadır. En ufak bir iyiliğe yardıma defalarca teşekkür ederler. Bir binaya gireceğinde hemen önünde biri girmek için kapıyı açtıysa mutlaka kapıyı tutar sizin girmenizi bekler. Hoşgörüyü de hayatımıza yerleştirmeliyiz. Yurtdışında Avrupa’da bunları gördüm. Yurtdışında bulunduğumun ilk günleriydi sabah ve akşamüstü toplu taşıma araçlarında ilk ve ortaokul çocukları çok oluyordu. Çocuklar o kadar fazla bağırıp çağırıp yüksek sesle konuşup gülüşüyorlar ama kimse onlara müdahale etmiyordu. Durum dikkatimi çekti. Araştırınca çocukların on altı yaşına kadar bu konularda dokunulmazlıkları varmış... Çocuklar çocukluğunu yaşamalı dediler... Arkasından bu Çocuklar on sekiz yaşına geldi mi bambaşka bir kimliğe bürünüyorlar.. Çalışıyorsa çalıştığı yerde gayet sakin ve çalışkan biri oluyor. Okuyorsa daha dikkatli yani kurallara uyan bir vatandaş oluyor... Tabii azda olsa istisnalar muhakkak oluyor. Bizim dinimiz selamlaşın selamı yayın diyor. Lakin hayatımıza bir türlü geçiremiyoruz. Hâsılı, Mehmet Akif Rahmetli Avrupa'dan dönünce “Dinleri var işimiz gibi, işleri var dinimiz gibi” diyor. Bende orada görüp yaşadığım hoşgörü ve iyi ilişki iklimini ülkemde görmek isterim. Tabii buna ilk önce toplumun sürekli önündeki siyasilerin öncülük etmesini arzu ederim. “Kuş gördüğü yuvayı yaparmış” İyi örneklerin çoğalması dileğimle sevgiyle kalın.