İMAN, AMEL-İ SALİH VE HELAL RIZK
“Ali Baba ve Kırk Haramiler” masalında haramilerin dağ tepesindeki kayalıkların içindeki mağarada çaldıklarını saklayan kırk haramiyi yola getiren, haramilerin ıslahını sağlayan Ali Baba’dır. Günümüzde ada satın alan, orada dünyanın bütün haramilerine kız çocuğu fuhşunu sağlayan, kızların etiyle ziyafet veren Yahudi asıllı Jeffrey Epstein’ın durumu bütün insanlığa örnek olsun. Ali Baba da bize örnek olsun. “Milyarlarca doların olsa, ABD’nin Avrupa Birliği’nin, İngiltere’nin en seçkin otoriteleri de senin arkadaşların olsa ne olur?” sorusu olumlu cevapla tüylenirdi. Ama bütün dünya gördü ki, o dolarlar ve arkadaşlar, onun önce hapsine sonra ölümüne sebep oluverdi. En yakınları, arkasından lanet okumaya devam ediyorlar. Batı’nın yetiştirdiği en seçkin insanlar, halkın yüzde ellisinin üzerinde oyla seçilen Batı’nın başkanları, kraliyet ailesinin prensi, prof’lar, filozoflar, dünya zenginleri arasına girenler… onun müşterisiydi. Kim ona dokunabilirdi?.. Televizyonlarda, gazetelerin köşe başlarında oturup dedikodu yapan, her konuda konuşan ve bilmediği olmayan, Batı’ya karşı olanlara korku, yılgınlık, bitkinlik, bıkkınlık mikrobu taşıyanlara göre onu kimse yıkamazdı. Çünkü… Bir, suç adasının sahibi, Yahudi idi. İki, müşterileri, iki bin yıldır “Allah’ın oğlunu öldürdüler” diye her ülkeden sürgün ettikleri Yahudilerle kol kola giren, Filistin’de Müslüman öldürmek ve dünyanın servetlerini çalmak için trilyonlarca dolar harcayarak milyonlarca askerin ve polisin emir vericisiydiler. Üç, Yahudi’nin adasına, izinsiz kimse giremez, ondan başka kimse fotoğraf çekemezdi. Dört, müşteriler, istedikleri ülkeyi vurmakla tehdit ederler ve yeraltı ve yerüstü servetlerine el koyan hırsızlar çetesiydiler. Bunlara dayanan yıkılır mı? Yıkıldı. Neden? Neden, herkesin korkusuna göre değişir. Hayranı olduğumuz, Karun’un zenginliğini görenlerin: (Kârûn, bir gün) kavminin karşısına ziyneti içinde çıktı. Dünya hayatını isteyenler "Keşke Kârûn’a verilenlerin benzeri bizim de (olsaydı). Şüphesiz o, büyük pay sahibidir" dediler.” (Kasas Süresi ayet 28/79) “Keşke”si gibi bunlar da bizim “keşke”lerimizdi. “Keşke” diyerek imrendiğimiz Batı’nın bu seçkinlerinin Yahudi’nin adasında küçücük kız çocuklarıyla şehvetlerini doyurduktan sonra, krallara kurban edilen kızların etinden de midelerin doldurup ayrıldıkları söylentileri yine aynı söz cambazları tarafından dillendiriliyor. Bize kalp ve kulak veren Rabbimize, gönül verdiğimiz gibi kulak verelim: "Kim benim zikrimden (Kur’ân'ımdan) yüz çevirirse onun için geçim darlığı vardır. Onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.” "Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin, hâlbuki ben görüyordum" dedi. (Allah) buyurur: "İşte böyle. Ayetlerimiz sana geldi ve sen onları unuttun. Bugün de sen öylece unutulursun." İşte biz (kendini) israf eden ve Rabbinin âyetlerine iman etmeyenleri böyle cezalandırırız. Ahiret azabı daha şiddetli ve süreklidir. Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onların yurdunda dolaşıyorlar. (Bu helâk olanların hali) onlara bir yol göstermedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. Eğer Rabbin tarafından geçmiş bir söz (bu ümmetin azabının âhirete bırakıldığı sözü) ve belirlenmiş bir sûre olmasaydı elbette (geçmiş ümmetlerin başına gelen azabı bunlar için de) lazım olurdu.” (Ta-Ha Süresi ayet 124-129) Kâmil bir iman, salih bir amel ve helal rızıktan ayrılmayalım. Rabbimiz buyurur: “Erkek veya kadınlardan, kim mü'min olarak salih amel işlerse onu (dünyada) güzel bir hayatla yaşatırız ve onun (âhirette) mükâfatını yaptıklarının en güzeliyle veririz.” (Nahl Süresi ayet 16/97)