HERKES KENDİNCE HAKLI FAKAT TERAZİ FARKLI?

Yayınlanma: 25.06.2026 13:21 Güncelleme: 25.06.2026 13:21

Fehmi BÜYÜKKARAGÖZ Vefanın unutulduğu, saygının satıldığı, sevginin pazarlık konusu olduğu bu devirde; iyi olmak yük, doğru olmak suç, insan olmak ise ağır bir bedel oldu! Siyasette yalanlarla yürüyenler istedikleri yerlere belki bir müddet giderler ancak asla geri dönemezler. kaç yıl geçmiş olursa olsun milleti yanıltanlar bir gün mutlaka hesabını verirler. Kaprisli idareciler çalışma şevkini yok ederler. Yalancı siyasetçiler hayalleri umutları söndürürler Çapsız devlet adamları insanları isyankâr ederler. İkiyüzlüler de insanlara güveni yok ederler. Kusur sökük gibidir, göreni de olur öreni de. Gözü kusurda olanın kalbi zaten güzeli göremez. Siyasette gün gelir millet sandıkta, siyasetçilerin ettiklerini önlerine koyar iğneden ipliğe her şeyi sorar. Vakti geldiğinde herkes kendi ektiğinin gölgesinde oturur. Dünyadaki her millet, icraatlarına tahammül ettiği hükümetlerin mesuliyetine ortak sayılır. Bu nedenle milletlerinde bir tahammül sınırı vardır. Milletler icraatlarına artık ortak olmak istemedikleri hükümetlere tahammülleri kalmamışsa icraatlarına güvenleri kalmamış ise ilk seçimde sandıkta değişikliğe giderler. Her ülkede hükümetler sessiz çoğunluğun sesini iyi duymaları gerekir. Dökme suyla değirmen dönmez? Her ülkede seçmenin oyu hiç bir siyasi partinin garantisinde değildir. Uzun süre iktidarda kalan hükümetlerin faydadan çok millete zararları olduğu uygulamalarda görülmüştür. Uzun süre iktidarda kalanlar kendilerini farklı ve milletin üstünde görmeye her dediklerinin de her aldıkları kararlarında doğru olduğuna inanmaya başlamaktadırlar. Ve milleti de bu kararları kabul etmek zorunda görmektedirler. Kendilerini milletin üstünde görmeye başlamaktadırlar. Kendilerine ayrıcalıklı haklar çıkarmaktadırlar. Her ülkede siyasilerin göremedikleri husus bu dur. Artık dünyada ekonomide güçlüler her ülkeye müdahale eder hale gelmiştir. Ülke olarak tüm gerçekleri bilerek hareket etme zorunluluğumuz vardır. Ülkemiz üzerinde büyük oyunlar oynanmak istenmektedir. Söz değil icraat önemlidir. Milletin masal dinleyecek hali kalmamıştır. Ülkemizde enflasyonun düşmesi yeterli değildir. Geçmiş yıllarda yüksek enflasyon nedeniyle emeklilerin satın alma gücünde önemli kayıplar yaşanmıştır. Çalışanlara verilen seyyanen zam hakkı emekli memura verilmemiş mağduriyetleri iyice artırılmıştır. Emekli aylık bağlama oranlarında ve emeklilik sisteminde ciddi haksızlıklar vardır. 20 yıldır bu yanlışlar hala düzeltilmemiştir. 2008 yılında getirilen 5510 sayılı kanunla sosyal güvenlikte emeklilik daha da mağdur hale getirilmiştir. Bu kayıpların telafi edilmesi için enflasyondaki düşüş sürecine eşlik edecek ilave iyileştirmelere ihtiyaç vardır. Emeklilerin gelirlerinde yapılacak kademeli iyileştirmeler satın alma gücünün yükselmesini sağlayabilir. Sadece aylıkları enflasyon oranında artırmak yeterli olmamaktadır. Yıllardır spesifik çözümlere başvurulmuş köklü çözüm imkânları kullanılmamıştır. Millet her şeyin çok iyi farkındadır. Sosyal güvenlik milletin geleceğidir. Sosyal güvenlik sisteminde yapılması gereken düzenlemeler için kaynaklar başka uygulamalara yönlendirilmiş, ülkemiz bir göç eden yabancıların sığınağı haline gelmiş, milletin kemerlerinde artık sıkılacak yer kalmamıştır. Amaç: Emeklilerin yeniden insanca yaşayabilecekleri, Gelirlerinin temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği ve geleceğe daha güvenle bakabildikleri bir ekonomik ortamı oluşturmak olmalıdır. Bu da mümkündür. Emeklilerin asıl beklentisi, kaybettikleri alım gücünü yeniden kazanabilecekleri kalıcı çözümlerdir. Yürütme organı bu hususu göz ardı etmemelidir.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız