HERKES GÖREVİNİ YAPSIN

Yayınlanma: 09.01.2026 14:01 Güncelleme: 09.01.2026 14:01

En etkili, en yaygın, en kalıcı, en zararsız temizliği yapan maddenin adı nedir? Güzel bir salonda sayıları yüz elli civarında olan üniversite öğrencilerine haftada bir sohbet yaparken, Kur’an-i Kerim’de geçen “nimet” kelimesini uzunca açıkladıktan sonra: “Allah'ın nimetlerini saysanız, sayamazsınız. Şüphesiz Allah Ğafur'dur, Rahîm'dir.” (Nahl Süresi ayet 16/18) “En sevdiğiniz nimetlerin üç tanesini sevgi sırasına göre hatırlayın” dedikten bir dakika sonra, “Havayı hatırlayanlar el kaldırsın” dedikten sonra iki el kalktı. Havayı hatırlamayan diğer 148 öğrenciye bu bir eksiklik değildir. Havayı hatırlamamalarının sebebi bakkaldan, marketten AVM’den parayla satın almadıklarından, tarlada zahmet çekerek kazanmadıklarından dolayı hatırlamazlar. Sabaha kadar sızlayan dişine iğneyle morfin enjekte eden doktora, hemşireye teşekkür ederken hafiften eğilen insanımız, kendisine otuz iki diş lütfeden, yıllarca ağrısız yaşatan Rabbimiz, bütün bu nimetleri verirken bize de hissettirmeden vermesi de bir nimettir. Havaya para vermek zorunda olsaydık, buna gücümüz yetmezdi. Hava almada zorlanan insanlarımızın özel hastanelerde aldıkları tüp oksijenleri memur ve işçilerin alması mümkin değildir. Ama o Rahman ve Rahim olan Rabbimiz, dünyadaki bütün insanlara, hayvanlara, topraklara, taşlara, denizlere ve dünyada var olan her şeyi kuşatacak şekilde verirken, bize havayı lütfeden Latif Allah’ımızı zikretmeyi ihmal etmeyelim. Rabbimizin bu veriş şekli bize de örnek olsun. Yaptığınız yardımları verirken veriş şekliniz güzel olsun, verdikten sonra başa kakmayı hatırlatacak davranış bile olmasın. Merhum İmam Ebu Hanife için anlatılır. Sicim gibi yağmura tutulduğunda bir evin balkonunun altına sığınır ve o evin iyilik yaptığı birinin evi olduğunu hatırlayınca derhal sahibi görmeden orayı terk eder. Rabbimizi dinleyelim ve ona göre hareket edelim: “Allah’ın sana verdiği şeylerde âhiret yurdunu iste. Dünyadan nasibini de unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsan et, yeryüzünde bozgunculuk isteme. Şüphesiz Allah, bozguncuları sevmez.” (Kasas Süresi ayet 28/77) Nasıl iyilik yapacağımızı Rabbimiz öğretiyor. Yediklerimiz meyve ve sebzeleri düşünün. Kara topraktan yeşil bir dal, o dalda yeşil yapraklar. Yeşil yapraklar arasından kırmızı, pembe, sarı, mor… Renkler tatlı, acı, ekşi… Çeşit çeşit renkte meyveler halinde sunuyor Rabbimiz. Şükredene de, küfredene de veriyor. Biz de aynen öyle yapmalıyız. Ama Rabbimiz, en önemli, en faydalı, en kapsamlı, hem bu dünyayı hem öbür dünya bir süsleyecek, faydalandıkça hiçbir zaman tükenmeyen bir nimetten de haber veriyor: “…Bugün size olan nimetimi tamamladım ve din olarak size İslâm’ı beğendim” (Maide Süresi ayet 5/3) Rabbimiz, Kur’an’da nimet kelimesini kullanmış. Güneş, en iyi ve zararsız temizleyicidir. Rüzgâr da pislikleri hem temizler, hem burnunuzun önüne kadar gelir ve dünyanın en olmazsa olmazı olan bu nimeti biz bi zahmet burnumuzu kıvırmadan içimize çekmek kalıyor. Güneş, rüzgâr sokakları, bataklıları küllükleri… Bize fark ettirmeden nasıl temizliyorsa, biz de Sevgili Peygamberimizin o günkü vahşileri Kur’an’la nasıl Medine’de medeni yaptıysa bugün de biz, Kur’an ve Sünnete uygun söz ve davranışlarımızla güneş gibi, rüzgâr gibi, teşhir etmeden, temizlendiğini fark ettirmeden, hem temizleyeceğiz hem de güzelleştireceğiz. Örnek olmaya, numune sunmaya, yol göstermeye, yolda aşırılara fren, tembellere gaz vermeye devam edelim. Biz, zamanımızın tarikatçısından, şeriatçısından, sanayicisinden, çiftçisinden, Prof.’undan, öğrencisinden, generalinden, erinden, sağcısından, solcusundan, münevverimizden, aydınımızdan, ılımlısından, radikalinden, zaliminden, mazlumundan, katilinden, maktulünden, delisinden, velisinden, dervişinden, berduşundan, hırsızından arsızına kadar hepimizi birbirimize zincirleme sorumluyuz. Herkes görevini sessizce, kimsenin gönül telini titretmeden, incitmeden yapsın. Rabbimiz, yardımcımız olsun.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız