HER MÜSLÜMAN, TEK KİŞİLİK ÜMMETTİR
Bugün ve her gün, dünya genelinde en fazla adı anılan insan kimdir? Her Müslüman, günde beş vakitte kırk rekât namaz kılınca her namazın son oturuşlarında selam vermeden önce Allahümme salli Allahümme barik dualarını okur. Bu dualarımızda Hazreti Muhammed ile Hazreti İbrahim aleyhisselamlara dua ederiz. Her ırktan, her renkten, her dilden ama İslam dininden olan her Müslüman, bu iki peygambere dua ederler. Bu yazıyı okuduğunuzda dünyadaki namaz kılan milyonlarca Müslüman bu iki ülü’azm peygambere dua ederlerken Hazreti İbrahim’e iman edenlerle Hazreti Muhammed’e iman edenlere de dua etmeye devam ediyorlar. Bugün İstanbul’da olanlar, Beyoğlu Şişli Camii, Kadıköy Osmanağa Camii, Fatih Camii’nde namaz kıldıktan sonra otursanız ve ikinci vakit gelinceye kadar camiye tek başına girip namaz kılıp çıkanları da görseniz, camiye cemaatin devamı konusunda yazılıp çizilen rakamların ve yaş ortalamasının doğru olmadığını görürsünüz. İbrahim aleyhisselam için Rabbimiz: “Şüphesiz İbrahim (tek başına) bir ümmetti. Allah'a itaatkâr (batıla meyletmeyen) Hanif idi. Müşriklerden olmadı. Allah'ın nimetlerine şükredendi. (Allah) O’nu seçti ve doğru yola iletti. O’na dünyada güzellik verdik. Ahirette de şüphesiz O Salihlerdendir” diye haber veriyor. (Nahl Süresi ayet 16/120) Video Haber Paketi O, tek kişilik bir ümmetti. Tek kişi kalması, onu ümitsizliğe düşürmedi. Mancınıkla ateş çukuruna atılırken, havada giderken bile Rabbinden umut kesmedi ve kıyamete kadar adı dualarla anılmaya devam ediyor. Biz, namazlarımızın son oturuşunda okuduğumuz bu Salli-Barik dualarını yalnız okuyup geçmek için okumuyoruz. Hazreti Muhammed Aleyhisselam da tek başına peygamber olarak görevlendirildi ve tek başına başlayan bu hareket bütün dünyaya yayıldığını hatırlıyor ve her bir Müslüman’ın yalnızlık hissetmemesi, kendisinin bir ümmetmiş gibi olduğunu bilmesi ve yâri Allah olanın bu dünyada kaybetme sorununun olmadığını hatırlaması gerekir. Rahman Süresi nazil olduğunda Abdullah bin Mes’ud, Mekkelilerin Daru’n-Nedve/parlamentosunda bulunduğu Kâbe’nin yanında yüksek sesle süreyi okur ve orada tekrarlanan “Siz bu Rabbinizin nimetlerini nasıl yalanlarasınız” ayetini okuyunca orada bulunanların hepsi üzerine çullanırlar ve döverler. O haliyle Sevgili Peygamberimizin yanına geldiğinde, “Ben bugüne kadar bu kâfirlerin bu kadar zayıf olduklarını bilmiyordum. Herhangi biri beni dövebilecekken, hepsi birden saldırdılar” der. Her bir Müslüman, tek başına bir ümmettir. İliklerine kadar imanının tadına varan, vücudunda zerre kadar harama yer vermeyen, dünya karşısına dikilse kâfire boyun eğmeyen, Rabbinin verdiği her şeye şükredendir. Kendi koyduğu kuralları dünya insanına dayatan put insanların şirk gölgesinde serinlemeye bile razı olmayan… Tek kişilik ümmet olmaya çalışan ve tek aslanken birlikte aslan ordusu kurmaya hazır olan her Müslüman, dünyada tek başına bile olsa “Bu dini kıyamete kadar ben taşıyacağım” diyerek, bu kutsal davanın tebliğcisi olmayı dünyanın en üst makamlarına tercih eden ve hak bildiği yolda yürüyendir.