Hecceler Durağı'nda 10 Ocak!
Son yıllarda içinde umut kırıntısı olan her şeyi büyük bir adım sayar oldum. Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Umut duyduğum bir programa davetliyim. Belki Karaman için küçük ama benim için büyük bir adım... Çocukluğumda kelimelerden oyunlar oynardık. Son harfiyle başlayan yeni kelimeler türetirdik. Sonra... Bazen bir kelimeden türetilen şarkılar, bazen şiirler okumaya başladık. Bu oyun o kadar çok içime işlemiş ki, ne zaman bir kelime konsa yüreğime, ardından bir şiir, bir şarkı bir türkü söylerken yakalıyorum kendimi... Şimdilerde başka oyunlar icat ettiler. Bir metin yazıyorsun, yapay zekâ kahve pişinceye kadar metni sana şarkı ya da şiir olarak geri veriyor. Ya da ben şu kahveyi içerken bana şu konuda bir makale yaz diyorsun yazıyor. Bu sabah otobüs durağının önünden geçerken, Nazım’ın “Son Otobüs” şiiri geldi aklıma. Dünyayı telaşsız izlemenin mümkün olmadığı bir çağda Nazım şiirin bir bölümünde şöyle der: “Dünyayı telaşsız, rahat seyredebiliyorum artık Artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği, elimi sıkarken sapladığı bıçak. Nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman. Geçtim putların ormanından baltalayarak nede kolay yıkılıyorlardı. Yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri, çoğu katkısız çıktı çok şükür. Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı, ne böylesine hür.” Yapay zekâ Nazım’ın bana hediye ettiği bu duyguyu, bu düşünceyi, bu yıllar önce okuduğum bir şiiri bana tekrar anımsatabilir mi? Hiç sanmıyorum. O sırada durakta iki genç sımsıkı kucaklaştı. Öyle... Sessizce ve özlemle. Durakta yanımda duran kişinin Sabahattin Ali olduğunu fark ediyorum “Şimdi özlediğim yerden uzanayım sana/ Sustuğum şiirden sarılayım boynuna/ Tam da şimdi/ Unuttuğum şarkıdan öpeyim seni...” diyordu. Hemen yanı başında Gülten Akın “Şiir bizim eski suç ortağımız/ Biz ne işledikse onunla işledik.” diyor latif bir tebessümle... Durur mu göğe bakmanın şairi devam ediyor: “Çünkü şiir mutluluğa değil/ direnmeyedir” Diyor. İsmet Özel alıyor lafı "Edebiyat Allah katından indirilmiş surelerin hakkı gözetilerek okunuşudur." Diyor. Vay be! Ne muazzam bir mahallede yaşıyoruz oysa... En sevdiğim kadın şairlerden birisi olan Birhan Keskin’in dediği gibi “kendiliğinden gelen sözcüklerin misafirliğini” sevdiğimden olsa gerek, içimde hep şairler koşturuyor. Sevdiğimiz şiirlerin, şarkıların, mekânların arasında bir hikâyemizin olması ne büyük letafet... Çocukluğumda kapı komşumuz sürekli şiirler okurdu bana, bendeki iflah olmaz bu hal en çok da ondan yadigâr... Dünya telaşlı, putların ormanından baltalayarak 2026 yılının bir başka güzel haberine doğru adımlarken bunlar geçiyor aklımdan... Karaman'daki otobüs duraklarına Yunus Emre dizelerinin adı verilse diye hayaller kuruyorum kendi kendime... Bu arada yapay zekâya karşı olduğum düşünülmesin. Etten kemikten kalem tutan eller yerine, yapay zekâ platformları bana aynı hissi vermediği ve yapay zekâ ile yazılan metinleri şükür ki orta zekâm ayırt edebildiği için yazdım bunları... İnsanı insan yapan sosyal ve duygusal becerilerimizi teknolojinin sunduğu imkânlarla birleştirsek ne âlâ... Bu kısmına elbette karşı değilim. Teknoloji doğru kullanıldığında muhteşem bir katkı sağlayabilir. Ancak gittikçe dijital bir soğukluk yaşamaktayız. Yaz-kış mütemadiyen üşüyen insanlar için sanırım yapay zekâ onları hiç bir zaman sarıp sarmalayamayacak. Bugün gideceğim 10 Ocak programım, öncelikle bir "Gazeteciler Günü" etkinliği değil... Ancak bana verdiği umut "bir ihtimalken bile güzel." Karaman Şair ve Yazarlar Birliği ve İLESAM İl Temsilciliği'nin artık sıcacık bir mekânları var. İçinde şiirlerin okunacağı, edebî sohbetlerin yapılacağı, kitap ve dergi kokulu masalarında çay içileceği bir mekân... Yer tahsisinden, bir kilo çay getirene, sandalyesinden perdesine kimlerin zerre katkısı olmuş ise tüm edebiyatseverler adına müteşekkiriz. Seçimlerden seçime "Karaman kültür ve sanat şehri olmalı, olacak, oluyor..." Cümlesini ne çok duyduk? Ancak ne var ki bir türlü olduramadık! Kentin yerel edebiyatçılarını bir araya getirecek bu mekân bir ilk adım. Her kim ayak basarsa şanslı! Çayla çorbayla kutlanmaya çalışılan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ne gelince; Zihnine sağlık dilediklerim var olsunlar. Ben bugün memleketin bilimini sanatını geliştirmeyi dert edinmiş insanlarla bir arada olmayı seçeceğim. Yeni yıl edebiyat ve sanat dünyamız adına güzel bir haberle geldi ve bana ne iyi geldi. "Sevelim sevilelim" durağında görüşünceye dek şimdilik hoşça kalın.