GÜNAH KEÇİSİ AKILLI TELEFONLAR

Yayınlanma: 21.04.2026 12:43 Güncelleme: 21.04.2026 12:43

Fransızlar, R harfini diğer milletlerden farklı söylerler. “Paris” derken sizin söylediğinizden biraz daha boğuk ses çıkarırlar. Bizim ülkemizde, Güneydoğu illerimizde doğup büyüyenler de “Mahmut” derken H harfinde gırtlağı biraz hırlatarak söylerler. Bu da bize yeni doğan çocuğun ilk ve en son öğreticisinin anne, baba ve evdeki aile bireyleri olduğunu gösterir. Çocuğun teni üzerinde anne ve babaya benzeyen yerlerini aile hemen anlar. Doktorlarımız da hastasına, “Bu hastalık anne, baba, hala, teyze, dayı, amca… da var mıydı?” diye sorarken çocuğun genleri üzerinde ailenin etkisi olduğunu ifade eder. Maddi etkisini bilmek için bilgin olmaya gerek yok. “Aaaa, annesine benzer, aaaa, babasına benzer”, “Oğlan dayıya, kız halaya çeker” gibi atasözlerimiz de var. Hepimiz, Hazreti Adem aleyhisselam ile Havva anamızın genlerini taşıyoruz. Maddi olan benzerlikten daha çok manevi benzerliklerimiz vardır. Sevgili Peygamberimiz, yeni doğan çocuğun kulağına ezan okumuştur. Ruhlar âleminde, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sorusuna, “Bela/Evet sen bizim Rabbimizsin” diyerek cevap vermişiz, yeni dünyaya gelen çocuğa bu dünyada ilk yapılacak şey, ezan okuyarak o sözleşmeyi hatırlatmaktır. Eskiden bu sözleşmeyi anlatamayan hocalarımızdan bazıları bu ayete başka yorumlar yapmışlar ama günümüzde çocuk üzerine çalışma yapan doktorlarımız daha çocuk doğmadan önce ana rahminde iken anne ve babanın birbirlerine söyledikleri sözlerden ve o sözlerin din veya kinli oluşundan etkilendiğini açıklayıverdiler. Sesimiz, sesimizin tonu dahi çocuğumuzu etkilemektedir. Sesimizin tonunda bizim iyi niyetli ve kötü niyetli olduğumuz otomatikman/tabii olarak çocuğumuza da geçmektedir. Sevgimiz, nefretimiz, sesimizin içinde oranı derecesinde çocuğun karakterini etkilemeye devam eder. Ağzımızdan çıkan kelimeler ve o kelimelerin büyüklük, küçüklük, renklilik, tatlılık, acılık oranında cümleye dizilmesiyle, çocuğun kulağından gönlüne girerken yağ gibi akar, gül gibi kokar ve çocuğun gönlünde bahar olur. Çocuklar, kendisine bakan herkese gülerler. Herkes de çocuğu sever. Nedeni, çocukların saf, temiz, günahsız, Kur’an diliyle fıtratında İslam olması, bugünkü dile göre tabii oluşu. Çocuklar, hem severler hem sevilirler. Bir baş sarımsak yedikten sonra belediye otobüsüne binen adam gibi, çocuk büyüyüp yalan, dolan, talan, hortum, soygun, kısa yoldan köşe dönmeyi çocuğa yüklemeye başlarlarsa onlar, suçun ağırlığından toplum içine tek başına çıkamadıkları gibi, toplumu da sevmezler. Kendisi gibi haramla donanmış adamlarla bir araya gelmeye ve onlarla yeni çeteler kurmaya çalışırlar. Pis koku ile gül yağının insanda etkisini biliriz de, haramla helal yeme, içme ve beslenmenin etkisini bilmezden geliriz. Üzümü salkımından yediğimizde bizi sarhoş etmezken kokuşmasını, aslını yitirmesini sağladıktan, pisledikten sonraki etkisini birkaç adamı arabayla ezdikten sonra yine anlamazdan geliriz. Bütün suçlarımızı yükleyecek keçi bulamayınca, bütün kabahati akıllı telefonun üzerine yükleyiverdik. Telefonu çocuğa alan kim? Baba ve annenin telefon kullanımı ile çocuğunun kullanımı ve girdikleri siteler ve oyunlar nelerdir? Neden o söylenen oyunları tercih ederler? Devam edecek.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız