GÜÇLÜ DEVLET OLMAK NEDİR?
“GÜÇ” deyince aklımıza ilk gelen nedir? Herkesin aklına başka başka şeyler gelebilir. Kimine göre paradır, kimine göre silahtır, kimine göre ordudur, kimine göre aşirettir, kimine göre makamdır… Ülkeler açısından bakarsak yukardakilerin hepsiyle beraber ziraat ve sanayi bakımından kendine yeterli olmasıdır. Yani bütün devletler, ekonomik ambargo uygulasalar, hiçbirine boyun eğmeden zaruri ihtiyaçlarını kendi sınırları içinde kendine yeterli olmasıdır; deriz. Ama kendine yeterli ülkelerin mahsulleri kardan, doludan, buzlanmada, donmadan dolayı o sene bütün mahsul, ihtiyacı karşılayamadığını, suların yeraltından bile çekilmesi nedeniyle sulama tesisatlarının iş yapamadığı da görüyoruz. Sanayi üretiminizin dış satımı engellenebilir. Aklımıza gelmeyeni aklımıza getiriverir, bu tür gökten gelen veya yerden olan uyarılar. Beş vakit namazını kılan Müslümanlar ve kılmayan Müslümanlardan bazıları ağız alışkanlığıyla “La havle, vela kuvvete, illa billah/güç ve kuvvet yalnız Allah’tandır” diyoruz ama manası üzerinde hiç durmadık. Esmaü’l-Husna’yı ezberleyen kardeşlerimiz, yalnız lafzını söylerler ama manasını merak etmezler ve her gün okuyanlarımız manasını da anlayarak okusalar zikirlerin en âlâsını, duaların en değerlisini okumuş olurlar. Esmaü’l-Husna’dan olan “Kaviyy, Metin, Kabid, Basid, Muızz, Müzill, Mukıyt, isimleri bizi zorlukta ve bollukta bizim iç dünyamızda en değerli enerjimizi şarj eden isimlerdir. Hemen hemen bütün hadis kitaplarında geçen bu “La havle vela kuvvete illa billah” zikrimizi her namazımızın ardında tesbih tekmeye başlamadan önce okurken manasını da düşünelim. Sevgili Peygamberimiz, Hayber’in fethinden dönerken ashabı, yüksek sesle Allahü Ekber diyerek zikrederken Efendimiz, “Kendilerine acımaları gerektiğini ve sessizce söylemelerini der ve Ebu Musa el Eşari’ye (Allah hepsinden razı olsun) Allah celle celalühün elçisi şöyle buyurur: “Ya Eba Musa veya Ya Abdullah, “Sana, cennet hazinesi olacak bir kelime öğreteyim mi?” buyurdu, ben de, “Evet” dedim. Buyurdu ki, “La havle vela kuvvete illa billah/Güç ve kuvvet yalnız Allah’tandır” buyurdu. (Buhari, Sahih, K. Vitr, bab 26 ve bütün hadis kitaplarında rivayet edilmiş mütevatir bir hadistir) “Ama hocam, atom bombası ne olacak?” Atomu bulan insan, insanı yaratan Allah, Atomun yapıldığı cevheri tabiata koyan Allah, O cevheri hayırlı işlerde kullanması gerekirken, insan öldürmede kullanan da insan. Bütün bunları yaratan Allah celle celalüh: “Bundan dolayı İsrail oğullarına şöyle yazdık: "Kim, adam öldürmeyen, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir adamı öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibidir. Elçilerimiz onlara apaçık delillerle geldiler. Bundan sonra da onlardan birçoğu yeryüzünde aşırı gittiler.” (Maide Süresi ayet 5/32) Dinimiz, hayal dini değil, hayat dinidir. “Ceza Hukuku” isimli kitabın yazarı Profesör Dr. Reşat D. Tesal, eserinin baş tarafına Kur’an-ı Kerim’den Maide Suresi. 32. ayetinin Arapçasının bir bölümünü aldıktan sonra manasını da, “İslam’da, bir kişinin öldürülmesi suçunu bütün topluma karşı işlenmiş saydığı, yine bir kişiyi ölümden kurtaranın toplumun tümünü kurtarmış addeylediği anlaşılmaktadır” dedikten sonra, not düşmüş ve Kur’an’ın 1929 tarihli Fransızca çevirisine, Montet’in “Böyle bir sosyal anlayışa diğer kutsal kitaplarda rastlanmadığına işaret ettiğini” söyler. Sayın Profesör Dr. Reşat Bey de, “Böylesine sosyal bir hukuk anlayışına ulaşan şeriat...” diye devam eder. (Ceza Hukuku İ.İ.T.İ.A. N. Sayar Vakfı Yay. 1979) Bu imanla büyüyen İmam Gazali’nin hocası, İmamü’l-Harameyn-el Cüveyni (H. 419-478) “Bir damla kanla bir dünya tartılsa kan ağır gelir” der. (el-Ğıyasi s. 256) Aynı ma’nayı İmam Gazali de el-Müstasfa 1/314’te tekrarlamış. Aynı kültürden sulanan Mehmet Akif merhum da: “Bütün dünya için bir damla kan çoktur” diyorlar, sen, Şu ma’sum ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden” deyivermiş. Yarın asıl güç ve kuvvetin kaynaklarını anlatmaya çalışacağım.