GARİP KARDEŞİME

Yayınlanma: 06.04.2026 14:01 Güncelleme: 06.04.2026 14:40

Dikenler arasında gül, gariptir. Acılar arasında bal, gariptir. Garipler, bulundukları toplumun standartlarının dışında kaldıklarından gariptirler. Ben, bir garibin gönlüne girdim veya girdiğimi zannettim. Otuz yıldan fazla bir zaman içinde yüzlerce kere görüştüğüm halde her ayrılışta onu hep özledim. Arada bir o da bana telefon eder, yalnız baş başa oturmak için tenha kahvehanelerden birini tercih eder ve orada en az kelime kullanarak çok anlamlı sözler dinlerim o garipten ben. Garipti ama gariplerin babası, annesi, kardeşi, arkadaşı olduğu üniversite öğrencilerinin gönlünü almada, sevinçlerini paylaşmada, onları sevindirmede, gam yüklerini paylaşmada, streslerine ortak olmada, kederlerini gidermede eczanelerde bulunamayan bir garip ilaç gibiydi. Otuz yılda beş bine yakın öğrencinin her birinin yurttaki odasının numarasını, maddi durumunu, ailesini, hangi fakültede okuduğunu bilirdi. Her gün en azından iki tanesiyle şehrin sokaklarında dolaşır, öğrencinin, huyunda kirlenme olmuşsa veya eskiden varsa o kiri siler, izi dahi kalmaz, öğrenci de o kirden nasıl kurtulduğunu, kimin sildiğini bilemez. Beş binin üzerinde mezun olan öğrencilerin, kimin nerede ne yaptığını o bilir ama mezun olup giden öğrenciler, onun kendilerini etkilediğini bilmezler. Hava gibiydi. Öğrencilerin her an yanındadır ama öğrenciler, onun farkında değillerdi. Onun bulunduğu yurtta 150 kadar öğrenciye haftada bir gün sohbet yaparken, “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız” (Nahl Süresi ayet 16/18) ayetini anlattıktan sonra, “En çok sevdiğiniz nimetlerden üç tanesini aklınızda sıralayın bakayım” dedim bir dakika sonra, “Havayı hatırlayanlar parmak kaldırsın” dedim, iki kişi kaldırdı. Hatırlamayanlara, “Üzülmeyin, kim olsa sizin gibi hatırlamazdı. Çünkü onsuz olmayan bu hayatta o hava, bize parasız verildiğinden değeri bilinmez, hatıra da gelmez” demiştim. Her öğrencinin her an yanında olmaya, ömrünü bu yolda tüketmeye çalışan bu garip adam, yine Yunus Emre’nin dediği gibi, öldüğü üç gün sonra duyulacak ve garipler mezarlığına gömülecek. Olsun; Sevgili Peygamberimiz’e pervane olan; Mekke’nin servetle sapıtmış, kudurmuş müşrikleri tarafından hakir görülen garipleri kovarsa Peygamberimiz’in yanına geleceklerini söylediklerinde Rabbimiz, Peygamberimiz’i uyarmış: “Sabah akşam Rablerine dua ederek, O’nun rızasını iste­yenleri kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur. Senin hesa­bından da onlara bir sorumluluk yoktur ki, onları kova­rak za­limlerden olasın.” (En’m Süresi ayet 52) Garipler, Allah celle celalühe yakın olanlardırlar. Allah’a yakın olanlar, kendilerini put yapanlardan uzaklaşmış olduklarından gariptirler. Allah’ın dininden uzaklaşıp putların uydurdukları kurallara göre hareket ederek putlara yaklaşanlar da, güllükten kaçan sinekler gibi garip davranış sergileyenlerdirler. Her insan, aslında gariptir. Mekke’de Müslüman olan bir delikanlının gözünde babası gariptir ve garip davranmaktadır. Kendilerini yaratan Allah’ın emrine, yasaklarına uymayıp kendileri gibi yaratılan, doğan, ölen Lat, Menat, Uzza gibi ölmüş insanların kanunlarını kendilerini yaratanı inkâr ederken bile onlara havayı, suyu, dili, dudağı, eli verenin kurallarını inkâr ederek garip garip davranışlar sergilerler. Babanın gözünde de İslam’a gönül vermiş çocuğu garip davranmaktadır. Sevgili Peygamberimiz buyurur: “İslam garip olarak başladı/ortaya çıktı. Yakında garip başlayıp/ortaya çıktığı gibi yeniden ortaya çıkacaktır. Gariplere müjdeler olsun” (Müslim, Sahih, K. iman hadis 232) İbni Mace’de: “Gariplar kim ya Rasulallah?” diye sorulduğunda, “(İmanı nedeniyle kabilesinden atılan” diye cevap verdiğini haber verir. Tirmizi, Sünen, K. iman hadis 2631, İbni Mace Sünen, K. fiten hadis 3986-87-88)” Allah’a karip/yakın olanlar, putlara uzak olduklarından gariptirler. Allah’a yakın olanlar, dünyanın en tenha yerinde tek başına ölse o, yalnız değildir. Yoğun bakımda da yalnız değildir. “Ağlayanı yoktur” denmez. Sevgili Peygamberimiz, Beyhaki’nin Şuab’ül İman’da 9888 no’lu mürsel hadisinde “İslam garip olarak başladı/ortaya çıktı. Yakında garip başlayıp/ortaya çıktığı gibi yeniden ortaya çıkacaktır. Gariplere müjdeler olsun. Gurbette ağlayanı olmadan ölen bir mümin garip değildir; gök ve yer ona ağlamaktadır” buyurur. Ayet-i kerimede ise: “Onlara (kâfirlere) gökler ve yer ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi” buyurur. (Dühan Süresi ayet 44/29) Yani, kâfire ağlamayan gökler ve yerler, mü’mine ağlar demektir. Hiçbir yerde yalnız değiliz. “…Her nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir. Allah, yaptıklarınızı görür.” (Hadid Süresi ayet 57/4) diyen Allah celle celalühün kuluyuz, Uhud Dağı için: “Haza Cebelün, yuhıbbüna ve nühıbbühü/Bu bir dağdır; o bizi sever, biz de onu severiz” buyurur. (Buhari, Sahih, K. Ğazve, bab Fazlü’l-Hıdmeti fi’l-ğazv) Diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Garip kardeşim, inşaallah kabirde melekler yoldaşın olur, amellerin sana Rabbimin lütfuyla cennet bahçelerinden bir bahçe olur. O kim hocam? Ne yapacaksın, sen o gibi olmaya bak.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız