EN DOĞRU ANKETİ SİZ KENDİNİZ YAPINIZ
Ben, her seçim öncesi, kimin kazanacağını Hasan ağabeyimden öğrenirdim. 1929 doğumlu ağabeyim, yasak olduğu için Kur’an-i Kerim’i okuyamamış, yeni yazıyı da bilmeyen Hollanda emeklisiydi. Seçim öncesi telefon eder, hal hatır sorduktan sonra “Bu seçimde kim kazanır?” dediğimde “Filan parti?” derdi. Dediği çıkardı. Her gün öğle namazını İmaret Camii’nde kılar, namazdan sonra kahvede oturur ve ikindi namazını da kılar ve eve dönerdi Konuşmalara pek katılmaz ama konuşulanları iyi dinlerdi. Yani onun kamuoyu araştırmasını yaptığı yer kahvehanedir. Ağabeyimin aklından “araştırma” kelimesi veya düşüncesi bile geçmemiştir ama çoğunlukla söylediği doğru çıkmıştır. Sağ olsaydı da, uyuşturucu ve toplu fuhşu sorsaydım, tahminime göre “Geç lan, iki zibidinin sözü bile edilmez” diyebilirdi. Haftada bir akşam öğretim üyelerine yaptığım sohbetlere katılanlardan bir profesörle evinde çay içerken çok satan bir gazetenin o günkü manşetinde vesikalı kadınların rakamını söyledi ve “Ne oluyor bize?” dedi. Ben de ona, “Bu sokakta kaç yıldır kalıyorsun” dedim. -Bir rakam söyledi, hatırımda kalmadı ama uzun bir zaman kalmış aklımda.- “Bu zaman içinde sizin bu sokaktan böyle bir kadın var mı?” dedim. “Bildiğim kadarıyla yok” dedi. Ben, “Bizim eski sokakta olmadığı gibi, şimdi kaldığım sitede de yok” dedim. Bu günlerde sporda, spikerlikte, sanatta veya şöhrette öne çıkan veya çıkarılan birkaç kişi üzerinden bütün televizyon, radyo, gazete, internet ve diğer yayın organları aracılığıyla bunların yaptığı iddia edilenleri yayarak bir başka kişilerin hedefine varmasına biz de yardımcı oluyoruz. Onlara hayran olanların önünü o yanlış yola biz açıyoruz. Sayıları ağabeyimin dediğinden başka bir şey değil. Doğruluğunu test etmek isterseniz, hemen kendi, şehir, köy, mahalle veya sokağınızı gözden geçiriniz. Ve halkımızın bu kadar yanlışlara rağmen hâlâ fıtrat/yaratılıştan getirdiği, atasından, anasından aldığı İslam’la saf ve tertemiz kalmaya azimli olduğunu görürüz. Ama birkaç tane zibidinin kısa yoldan köşe dönme çalışmaları, birçok delikanlının yoldan çıkmasına sebep oluyor. Bunu sağlamak için bu suçları, parlak gösterilen insanları parlatarak sunuyorlar. Suç her ne kadar sahte altın kaplamalarla süslense de gerçek altının değerini bilenler sahtesine aldanmazlar. Yüz yıllık İslam’dan uzaklaştırma hareketini destekleyenler hâlâ İslam’ın muhalefetine devam ediyorlar ve başaramadıklarının iç hastalığını dile getiriyorlar. Türkiye’nin batı yakası, her il ve ilçemizde azıcık da olsa vardırlar. İslam’dan vazgeçmezler ama her türlü günaha da açıktırlar. Faiz, hazine soygunu, ihale dalaveresi, irtikap, haramın her çeşidini bir hac ile temizleriz diyenler semtinde oturanlardan birine sordum; “Çocukları nasıl koruyabildin?” dedim. Miras yoluyla zengin olan, ticarette ve sanayide hile yapmadan doğru iş yapanlarla arkadaş olduğum için çocuklarım da onların çocuklarıyla arkadaş oldular. Lise din dersi öğretmenleriyle dost oldum. Sınıfın dindar öğrencilerinin isimlerini ondan aldım ve o öğrencileri öğretmenleriyle beraber evimde yemeğe davet ettim. Bunu birkaç defa tekrar ettim. Planımdan öğretmenin, öğrencilerin ve çocuğumuzun haberi yok. Onların kaynaşmasını zevkle seyrediyorum. Cumartesi ve pazar günlerinde buluşuyorlar, yaz tatilinde birlikte gidiyorlar ve gönlüm rahat. Döverek, kızarak, azarlayarak başarılı olamazsınız. Masanın üzerinde cam kaplama olsa, üzerine bir tatlı kaşığı suyu dökseniz, o su akacak yer bulamadığından akmadan durur. Siz, dikiş iğnesinin ucunu suya batırırsanız herhangi bir yere yani dört yöne 360 açıya akabilecekken siz, kıble tarafına iğneyi yürütüverirseniz su da o tarafa akar. Çocuklarımızın durumu da odur. Masa üzerinde, su denemesi yapınız. İnsan da su gibi, son nefesine kadar akar.