EĞİTİM MESELEMİZ

Yayınlanma: 25.02.2026 13:37 Güncelleme: 25.02.2026 13:37

İlk ve orta öğretimde pozitif bilim derslerini azaltmak değil, aksine arttırmak gerekir. Pozitif bilim derslerini azaltmak, kısa vadede “program hafifledi” gibi bir görüntü verse de, uzun vadede ciddi sorunlar ortaya çıkarır. Matematik, fen gibi bilim derslerini artırmak çocuklarımıza sadece bilgi değil, akıl yürütme disiplini kazandırır. Bu alanlar daralırsa sorgulama, kanıt arama ve mantık kurma refleksi zayıflar. Bu da toplumda kolay yönlendirilebilirlik riskini artırır ve eleştirel düşüncenin gelişmesini engeler. Bilim temelli üretim yapamayan ülkeler teknoloji tüketicisi olur. Sanayi, yazılım, savunma, sağlık, yapay zekâ gibi alanlarda geride kalma riski büyür. Uzun vadede bu doğrudan refah kaybı demektir. Bilimsel eğitim, şimdiki gibi, özel okullara ve çocuklarını buraya gönderebilme imkânı olan ailelerin çocuklarına kayarsa, kamusal eğitim zayıflar. Bu da fırsat eşitliğini engeller, üniversite ve mesleki eğitimin altyapısını zayıflatır ve toplumda sınıfsal uçurumu derinleştirir. İlk ve ortaöğretimde bilim altyapısı eksik öğrenciler, mühendislikten tıbba kadar birçok alanda zorlanır. Üniversite reformu konuşulurken temeli zayıflatmak ciddi bir çelişki yaratır. Bu yüzden ilk ve orta öğretimde pozitif bilim derslerinin azaltılmasına yönelik her türlü girişimi kaygıyla karşılıyoruz. Bilim temelli üretim yapamayan toplumlar, başkalarının ürettiğini tüketmeye mahkûm olur. Eğitimde atılacak her adım, Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma vizyonunu güçlendirmeli; genç kuşakları bilgiye dayalı bir geleceğe hazırlamalıdır. Eğitim politikaları ideolojik yönelimlere göre değil, bilimsel gerekliliklere göre şekillenmelidir. Çocuklarımızın geleceği siyasi tercihlere feda edilemez.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız