EBELER, GEBELER VE BEBELER

Yayınlanma: 28.04.2026 13:03 Güncelleme: 28.04.2026 13:03

“Ebe” deyince ilk aklımıza gelen hangisidir? Anneanne veya babaanne, gebe kadına doğum yaptıran kadın, körebe oyununda gözü bağlanan kişi, diğer oyunculardan ayrı rolü olan kişi, iki kelimeyle anlatılabilecek manayı, anlamsız kelimelerle uzunca gevezelik yaparak anlatan laf ebesi. Bu üçü birbirinden ayrılmaz üçlüdürler. Tarihin en eski mesleklerindendir doğum ebeliği. İlk ebelik ve dedelik görevini yapan Hazreti Adem’le Hazreti Havva anamız olduğundan, ilk ebelik görevini Hazreti Adem yaptığından çok değerli bir meslektir. İlk kadın Hz. Havva validemiz gebe kalınca Hz. Adem de ilk ebe olmak durumunda kalıyor. “İlk ebe kim?” diye sorarlarsa hiç düşünmeden “Hz. Adem” deyiveriniz. Her sene 21-28 Nisan tarihleri arasında “Ebeler Günü” kutlamaları olmasına rağmen çok az insanın bu haftadan haberi olur. Bu da ebelerin faydasının çok olduğuna işaret eder. Faydası çok olanlar, çok az hatırlanırlar. Faydalandığımız nimetler arasında en az hatırladığımız, en faydalandığımızdır. Havayı çok az hatırlarız. Çünkü her yerde vardırlar. Ebelerimiz de biz doğmadan bizimle ilgilenirler. Ana karnında iken sağlığımız, gıdamız, gelişmemiz onlar tarafından takip edilir. İlk banyoyu da ebeler yaptırır bize. Eskiden doktorluk görevini de ebeler yapardı ve çocuk ebenin ellerine doğardı. Şimdi hâlâ doğum doktoru olmayan yerlerde ebeler doğum işini de yapmaya devam ediyorlar. Hz. Adem gibi davranan, gebenin gebelik süresince onun psikolojisi ve fizyolojisini izleyerek ona yardım eden ebeler, Hz. Adem’in görevini onun ahlak kurallarına göre yerine getirirler. Hz. Adem, ilk peygamber olması nedeniyle doğum konusunda bilgileri Rabbin vahyi ile öğreniyor ve ona göre hareket ediyordu. Firavun döneminin ebeleri de Firavun ’un emrine uyuyorlar ve İsrail oğullarının erkek çocuklarını ana karnında cenin iken düşürmek, doğanları da öldürmekle İsrail oğullarının nüfus planlamasını yapıyorlar ve ceninde cinayet işliyorlardı. Günümüzde bu tür cenin cinayetlerinin arkasında Siyonistlerin olduğunu, cenin cinayetlerini Hz. Adem’in ahlak eğitiminden geçmemiş bazı doğum doktorları ile bazı ebelere işlettiklerini görüyoruz. Anneanneye veya babaanneye de ebe diyoruz. Bu ebelerimiz, hayatı tecrübe ederek olgunlaşmış ve insan sarrafı olmuş, değerli insanlarımızdır. Sanayicinin malzemesi, demir, çelik, bakır, alüminyum iken ebelerin malzemesi, dünyanın en değerli varlığı olan bebelerdir. Heykeltıraşın yonttuğu taştır, mermerdir, ağaçtır, alçıdır; ebelerin büyümesine, şekillenmesine yardım ettiği gülen, büyüyen, seven, sevilen bebelerdir. Çiftçinin aşıladığı elmadır, armuttur, eriktir, ebelerin aşıladığı ise yarınlarımızın âlimi, kahramanı, sanatçısı olacak olan bebelerdir. Televizyonlarda birçok ünlümüz, “Anneannem şöyle derdi” veya “Babaannem böyle yapardı” gibi tecrübe edilmiş söz ve olayları naklederler. Ebe, gebe ve bebe kelimeleri en eski tarihlerden beri Türkçe kelimelerdir. Anneanne veya babaanne kelimeleri de Türkçedir ama dilde asıl kural, en az harf ve en az kelimeyle meramımızı anlatmaktır. En eski kelimelerimizden “bebe” kelimesi dünya dillerine baby olarak geçmiştir. Ebelerimize hürmette kusur yapmayalım. Laf ebesi politikacılarımızın hepsi, bu cefakâr ve de vefakâr ebelerimizin elinden geçtiklerini unutmamalılar ve onların çıkmayan seslerini hissetmeliler. Doğum ebeleri, bizim ana karnında çıkmayan sesimizi dinliyorlar ve ona göre annelerimizi yönlendiriyorlardı. Annelerimiz kendi derdinde iken bizi ilk yıkayan ebelerimizdir. Son yıkayacak olan da hocalarımızdır. Ebeler, bedeni gıdalarımızı, bedeni hastalıklarımızı takip ederler. Hocalar, ruhi hastalıklarımızı teşhis ederler ve Kur’ani gıdalarla tedavi ederler. İkisi de hem gıdamıza hem de temizliğimize önem verirler. Ebeler, dünyaya temiz girmemizi sağlarlar. Hocalar, ahirete giderken temiz gitmemizi sağlarlar. Biz de bu iki temizlik arasında İslam’a uygun olarak temiz kalmaya çalışırken, her ikisine de saygıda kusur etmeyelim.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız