DEVLET ADAMLIĞI

Yayınlanma: 14.01.2026 16:18 Güncelleme: 14.01.2026 16:18

Valimizin senesini doldurmadan görev yeri değişikliğine tabi tutulması kamuoyunda çeşitli tepkilere neden oldu. Durduğunuz yere göre bu uygulamayı beğenirsiniz veya beğenmezsiniz. Hatta bir gazeteci arkadaşımızın sayfalarca yazmak yerine çarpıcı bir cümle ile anlattığı gibi “bundan sonrasını Ardahan düşünsün” de diyerek tavrınızı belli edebilirsiniz. Fakat Valilik makamı gibi bir makamda uygulanan bu yöntem bana çok uygun bir yöntem gibi gelmiyor. Vali hem devleti hem de hükûmeti temsil eden tek devlet kurumudur. Hükümeti temsil ettiği için siyasi bir renk taşıması çok yadırganmaz. Ama devleti de temsil ettiği için bu işi kör gözüne değnek yapamaz. Buradaki ölçüt devlet adamlığı ölçütüdür. Devlet adamlığı bir toplumun binlerce yıllık yönetim kültürünün imbiğinden süzülerek bugüne gelmiş yönetim değerlerinin tamamını temsil edebilme becerisine verilen addır. Yani bir vali, politik tercihlerine rağmen, tüm insanlarını eşitlik, kardeşlik ve vatandaşlık duygusu ile hukuk zemininde kucaklayabilen bir değerler bütününe sahip olmalıdır. Devlet yönetiminde mülkiyet anlayışı kabul edilemez. Yani hükûmetlerin, devleti kendi mülkü sanması, eşit yurttaşlık ve kardeşlik duygusunu yok eder. O nedenle devletin kurucuları valilere ikili bir yetki alanı açmışlar. Devlet ve hükûmeti dengede tutabilme görevlerini rahatça yapabilsinler diye. Ama son yıllarda iktidarı ellerinde tutanların içine düştüğü güç zehirlenmesi rahatsızlığı nedeniyle devlet bir tür mülke dönüştü. Valiler gördüğüm kadarıyla fazlaca siyasetin etkisindeler ve bu yaşamsal ikili görev bilincinden uzaklaşıyorlar. Her gittikleri yerde en yakın yoldaşları iktidarın il ve ilçe yöneticileri oluyor. Bu görüntü bile toplumun bazı kesimlerinde bir itilmişliğe neden oluyor. Ayrıca, siyasetin doğası çabuk düşman üretmeye yatkındır. Siyasetçilerin kendi aralarındaki çekişmelerinde valiler arada kalabilirler. Nitekim Karaman’daki durum bu. Senin valin, benim valim çekişmesi. Ya da “ileride bu vali buradan milletvekili adayı mı olacak” zannı ile karşı karşıya kalabilirler? Karaman’ da bu ihtimali de gördüm. Bu durum yönetimde iplerin hukukun ve devletin elinden kaçarak fazlaca siyasilerin alanı haline gelmesine neden olur. Asıl, hukuka ek olarak devletin yazılı olmayan gelenekleri onu devlet yapar. Valileri de devlet adamı. Yöneticilerin gönüllerinde yatan aslanlara daha yakın olmaları nedeniyle devleti şahsi talepleri için kullanmaları yüzlerce yılın sorunu. Yönetim alanının şahsileşmesi ve siyasallaşması gene tüm yurttaşların finanse ettiği devletin olanakları ile olur. Bu durum devletin ve toplumun ahlaki değerlerini, ayrıca da kamu hukukunu zedeler. Bence vali olarak görevlendirilen herkes, küçük gayretler ile çok güzel işleri yapabilecek kapasiteye sahip insanlardır. Çünkü kura ile değil, fazlaca siyasi olsa da belli bir liyakat esasına göre seçilirler ve atanırlar. Bozulma, sahadaki beklentilerin istismar edilmesi ile başlar. Halkımız duygusal tepkileri sever. Bunu bilen biraz okşamayı bilirse, beklentileri geometrik olarak artar. Devlet Adamlığı şimdilerde çok değerli gibi görünmüyor. Onu aşındırmanın zararı ölçülemeyecek kadar çok olur. Biz diyelim de itibar görür ya da görmez. O siyasal iklimin işi.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız