CEHENNEME İMANIN FAYDALARI

Yayınlanma: 09.03.2026 14:01 Güncelleme: 09.03.2026 14:01

Özgür olursunuz. Allah’tan başka yaratan, yaşatan, yöneten, donatan… insan kabul etmek zorunda kalmazsınız. Haksız yere insan öldürmezsiniz. Anne-baba, aileden başlayarak can taşıyan her insan ve yaratılana zarar vermezsiniz. Çağdaşlık adına kanunlara uygun olarak adam öldürme ve katiller ordusu kiralama zahmet ve israfına girmezsiniz. Hırsızlık yapmazsınız. Makamınıza göre hırsızlığın boyutunu ülke ve ülkelerin servetini, adalar, devletler, boğaz…lar çalma tarafına gitmezsiniz. Filan adayı namussuzluk adası olarak donatıp, milyon dolarlarla namussuzluk dersleri veren aşağılıklar arasına girmezsiniz. Özetle Allah ve Rasülü’nün emir ve yasaklarına uygun olarak ayık yaşarsanız, ırkınız, renginiz, diliniz ne olursa olsun, sonsuz hayatta cenneti kazanır, iki dünyanızı cennet ettiğiniz gibi bu dünyanızda cennete layık bir hayat olur. Çağdaş putlar, bizi atom bombalarıyla korkutamaz. Sevgili Peygamberimiz, cehennemi tarif ederken: “Şu sizin ateşiniz (orman yangınları, yanardağların püskürttüğü lavlar, savaş silahları, atom bombası ve diğerlerinin saçtığı ateşler, güneş, odun, kömür, petrol, gazla yanan ateşlerin tamamı) cehennem ateşinin yanında yetmişte biridir.” Denildi ki, “Ya Rasülellah, bu dünya ateşi bile yeterli idi. (Biz çakmağın, kibritin ateşine bile dayanamazken buna ne gerek vardı ki…) Allah Rasülü, “Cehennem ateşi, dünya ateşine 69 kat üstün kılındı. Bunlardan her birinin sıcaklığı dünya ateşinin sıcaklığı gibidir” buyurdu. (Buhari Sahih, K. Bedü’l-Halk, bab 10 sıfatü’n-nar) Yani, bütün devletlerin her biri atom bombası üretseler, ürettikleri atom bombalarının hepsini bir araya getirseler, cehennem ateşinin bir kıvılcımına karşılık olmaz. İşte İstiklâl Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy merhum, İstiklâl Savaşı’nda Batı’nın son Haçlı Seferi sırasında bütün Müslümanlara hitaben şöyle haykırırken edebiyatın da zirvesine oturuyor: “ - Korkma! Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz; Bu yol ki, Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz!” Jeffrey Epstein’ın adasında alçaklık dersleri alan namussuzların tamamı bir araya gelseler ve bütün silahlarını topluca üzerimize atsalar, namuslu insanların ülkesinden bir tek Müslüman’ı bile kendi taraflarına çekemezler: Akif; “Düşer mi tek taşı, sandın, harîm-i nâmûsun? Meğer ki harbe giren son nefer şehîd olsun” diyor. Her Müslüman’ın namusunun fanusu olan ülkeye saldıranlar, akla hayale gelmeyen işkence, yakma, yıkma eğitiminden geçen bilim adamlarının ürettiği silahlarla kuduz köpekler gibi üzerimize saldıranlara karşı Akif: “Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa; Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa; Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar, Taşıp da kaplasa âfâkı bir kızıl sarsar; Değil mi cebhemizin sînesinde îman bir; Sevinme bir, acı bir, gâye aynı, vicdan bir; Değil mi cenge koşan Çerkes’in, Lâz’ın, Türk’ün, Arab’la, Kürd ile bâkîdir ittihâdı bugün; Değil mi sînede birdir vuran yürek... Yılmaz! Cihan yıkılsa, emîn ol, bu cebhe sarsılmaz!” diyor. (Mehmet Akif Ersoy, Safahat, Berlin Hatıraları) Ümitsiz/umutsuz olmak yok: “Âtîyi karanlık görerek azmi bırakmak... Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani, görsem de gözümle: Îmânı olan kimse gebermez bu ölümle. Ey dipdiri meyyit! “İki el bir baş içindir” Davransana... Eller de senin, baş da senindir!” (Mehmet Akif Ersoy, Safahat, Hakkın Sesleri) 1936’da vefat eden Mehmet Akif merhuma, boyun eğmeyi Allah’a isyan kabul ediyor: Rabbimiz buyurur: “Ey iman edenler, eğer kitap verilenlerden herhangi bir gruba boyun eğerseniz, sizi imanınızdan sonra kâfirler olarak geri çevirirler.” (Al-i İmran Süresi ayet 3/100) “Zalimlere meyletmeyin, sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım olunmazsınız.” Hud Süresi ayet 11/113) Akif merhum, bize bu ayetleri şiir kalıbında terceme edivermiş: “Salîbe secdeye varmak Hudâ’ya isyandır.” Deyip Hudâ’sına kurbân olan şehîdandır.” (Mehmet Akif Ersoy, Safahat, Vaiz kürsüde)

Devamını Okumak İçin Tıklayınız