BU KAÇINCI SÖZ-2
Bir babanın ağlaması. Bilim insanları bağımlılığı bilimsel açıdan şöyle açıklıyor: Kişinin bir maddeyi yahut da bir davranışı, istenmeyen olumsuz sonuçlar doğurmasına rağmen devam ettirmesi, sürdürmesi olarak tanımlıyor. Hollanda’da bulunduğum ve yöneticilik yaptığım yıllardı. Telefonum çaldı. Arayan çok sevdiğim, birçok zamanlar beraber olduğum bir dostumdu. Sesi önceki zamanlardaki gibi değildi. Gardaş müsaitsen seninle konuşmam gerek… Akşama buluştuk, Sarıldık, kucaklaştık. Hayırdır gardaşım, bir sıkıntın mı var? Daha söze başlamadan gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı. Bir baba hüngür hüngür ağlıyordu. Bu hayatımda yaşadığım nadir olaylardan biriydi. Bir müddet sonra içini dökmeye başladı. Ve dedi ki; Bir baba düşün, evladına parayla uyuşturucu satın almak zorunda… Cevap veremedim, elbette almaz, alamazdı. Ben artık dayanamaz oldum, öz evladıma o zehri almak zorunda kaldım. Başka hiç çarem yoktu, kalmadı. Bağımlılık; türleri bakımından en hafifinden en ağırına doğru toplumu son derece tedirgin eden bir olgudur. Kişinin kendisine zararlı sonuçları vereceğini bile bile, ruhsal ve fizyolojik nedenlerle bırakmak istese de bırakamadığı bir hastalıktır. -Madde bağımlılığı -Davranışsal bağımlılık. Özellikle modern toplumların karşı karşıya olduğu en sıkıntılı, karmaşık aynı zamanda yaygın olan sorunlarından birisidir. Bağımlılık aynı zamanda milli güvenliği ve halkın sağlığını tehdit eden, sosyal yapıyı kültürel yaşamı çok boyutlu olarak da etkiler. Bağımlılık kişilerde sadece bir irade problemi değil, kronik olarak tekrarlayan bir beyin hastalığıdır. Bu hastalık toplumun bütün katmanları tarafından birlikte uzun vadeli çalışmalarla tedavi edilmelidir. -Özellikle aile içi eğitimin bağımlılık risklerini en aza indirdiği. -Ailenin çocuklarına sağlıklı sınırlar çizmesi ve sıkı takibiyle -Güvene dayalı sürekli iletişim kurmalarıyla -Toplumsal çevrenin gözlemci ve uyarıcı etkileriyle -Devlet kurumlarının planlı, sorumlu mücadeleleriyle -Devamlılık arz eden gelişen şartlara göre politikalar geliştirilmesiyle -Sivil toplum örgütlerinin etkinliklerinde fazlaca yer vermeleriyle -Gençliğe yönelik spor, kültür, sanat ve sosyal faaliyetlerle -Etkili eğitim politikaları ve önleyici çalışmalarla en aza indirilebilir. Unutmayalım; böylesi kişilere zamanında ve yerinde uzatılmayan bir dost eli, geri dönüşü olmayan bir süreci başlatabilir. Başlaması kolay olsa da, kaç defa “bu son söz” diyenlerin bırakmalarının çok zor olduğudur. Devam edecek