BAHAR GELDİ, DOLU DOLU GELDİ
Çiçekler açmaya, kuşlar ötmeye, sular coşmaya başladı. Nimet sofrasını tabiata serdi Rabbimiz. Herkes davetli bu Rahman sofrasına. Gökte gündüzleri güneşle, geceleri ay ve yıldızlarla süslemiş, ısı, ışık ve vitaminler vermiş, fatura göndermemiş. Biz de bu dünya sofrasında Yaradan’a karşı görevimizi yapalım yiyelim, içelim ama israf yapmayalım. Teşekkür yerine yalnız O’na kulluk yapalım, isyan etmeyelim. Gözleri görmeyenlere kuşlar haber verir baharın gelişini, duymayana, çiçek kokuları müjdeler baharı. Haber arşivi erişimi Ağaç yapraklarını açtı, biz de kapatmayalım Mushaf’ın yapraklarını? Gül goncaları gibi sen de açıver gönlünü ılgıt ılgıt esen bahar rüzgârlarına. Geçen senenin gazellerine bakarak umut çiçeğini kurutma, Bu senenin güzellerine bak, kokla, dinle ve sen de güzel kokular sal âleme. Gördüğün, duyduğun ve tattığın hiçbir şeyi hakir görme, aşağılama. Geçen sene beğenmeyip attığın tane ve çekirdeklerden gelir bu çiçekler. Somurtma, etrafına bak, senin gönül goncan açılsın diye Rabbim, çiçekler açtırıyor, kuşlar uçuruyor, sular coşturuyor. Çiçek ve yaprakları pamuktan yumuşak bulutlardan sızan rahmet damlalarıyla suluyor. Bizim de cimrilik damarlarımızı cömertliğe dönüştürsün. Bahar da ömürdendir, geldi gidecek. Sen de bahar gibi çiçek açtın, meyve verdin mi? Gül mü bülbülü öttürür, bülbül mü gülü açtırır, tartışmasıyla ömür tüketme. Öldüren de güldüren de, açtıran da solduran da O’dur. Sen gül ki gülsünler, açıl ki ötsünler. Dilsizlerden, dinsizlerden olma. Yaşlı dünyamız, nasıl her bahar kendini tazeliyorsa, sen de yaşına uygun eserler ver de, sen de kendini tazele. Doksan yaşındaki dedenin ektiği cevizden yiyorsun, sen de ek de torunun da senin ektiğinden yesin. Tabiatta, tabiata ters düşen hiçbir şey yokmuş. Yani boşuna yaratılan bir şey yokmuş. Tabiata insan eliyle koyulmuş bir tek kanun yokmuş. İlim adamları tabiatta var olan kanunları keşfederlermiş. Tabiatı yaratan Allah celle celalühün tabiat kanunlarına uygun hareket edersek sağlığımızı koruduğumuz gibi, Rabbimizin bize lütfettiği İslam dinine uygun hareket edersek fert/birey ve toplum hayatı daha beter türlü kötülüklerden kendini koruduğu gibi Allah’ın emir ve yasaklarının hepsine uyarak Allah’a teşekkür etmiş oluruz. Toprağa fasulye ekersek fasulye alırız. Hazreti Adem’den beri bütün peygamberler, insan neslini ve tabiatın düzenini bozan Firavun, Karun, Haman, Nemrut, Ebu Cehil, Biden, Trump gibi kâfirlerin bozduğunu düzeltmek, peygamberlere ve son peygamber Muhammed aleyhisselamlara uyan nesil yetiştirerek onlara layık olmaya çalışmak, Allah’a teşekkür anlamına gelir. Bizi yaşımızla orantılı olarak atılımlara sevk ederken ahiretin olacağına aklı yatmayanların baharda dirilişi gözlerine sokarak anlatır: “Rüzgârları gönderip bulutları harekete geçiren Allah’tır. Onu ölü bir beldeye sevk ederiz de onunla öldükten sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte (ahiretteki) diriliş de böyledir.” (Fatır Sûresi ayet 35/9) Sonbahar da yaşlılığımızın örneğidir: Dalında olgunlaşan meyveler ve sebzeler, yazda ve güzde bize çeşitli renk ve kokuda sunulduktan sonra ölüp toprağa düşen çekirdeklere ve tohumlara yapraklar kefen olur toprak bağrına basar ve ilkbahar geldiğinde çekirdekler ve tohumlar topraktan bu dünyaya çeşitli renklerle, kokularla dirilmişlerse, insanlar da ahirette amelleriyle beraber, amelinin renginde ve kokusunda mahşer yerine geleceklerdir. Bundan sonra ilkbahar ve sonbahara bizi sabah namazına uyandıran saatimizin uyarış zili gibi görün çiçek, yaprak, dal ve meyveleri hem uyarıcı hem de dünyanın süsü olarak hiçbiri diğerine benzemez şekilde yaratmıştır. Rabbimizin on binlerce yıl önce yarattığı tabiat kanunlarına uyduğumuz gibi, Rabbimizin indirdiği İslam ahkâmına da uymaya çalışalım ki, iki dünyamız da iyi ve güzel olsun.