AŞKNÂME
Söyle Ey Aşk! Sen ne menem bir şeysin? Uzat ellerini kalbime değsin! Ferhatlar, Mecnunlar senin karşına, Geçip de edeple boynunu eğsin! Ey AŞK! Söyle bana sen nasıl bir şeysin? Sen ki, ne üç harften ibaret ne de tek geceden... Kimi gün Sirius Yıldızı gibi ışık saçarsın en karanlık geceden. Ferhat'ın derdi neydi de dağları deldi ya da Mecnun’un derdi neydi de Leylâ için çöllere geldi. Bir de Kerem var ki, iki gözü iki çeşme seldi. Sen ki kalplere mühürlü bir sırsın; Kimi zaman bir ân kimi asırsın! Gönle düşer, bülbül olup şakırsın; Söyle Ey Aşk! Sen ne menem bir şeysin? Seni üç beş günlük hevesle karıştıran günümüzün hovarda bedbahtları, çözemezler sendeki sırrı ne gece ne de sabahları. Kalıverir onların hevesleri kursaklarında yarı. Şiirde de dediğim gibi sen kimi zaman en tatlı bir ân kimi zaman da tam bir asırsın. Çünkü sen, gerçek âşıkın kalbinde kutlu bir sırsın. Ve tabii ki, âşıkların gönül bağçasında bülbül olur şakırsın. Kimliği tarifsiz, çözümü zorsun... İçten içe yanan kızıl bir korsun! Mecnun çöle düşüp seni mi sorsun? Söyle Ey Aşk! Sen ne menem bir şeysin? Usta şair Cema Safi seni anlattığı şiirinde; "Var mi içinizde beni tanıyan; Yaşanmadan çözülmeyen sır benim!" demişti. İşte bu sebeple tarifsizdir kimliğin senin. Sana aşinaysa tanır seni daha anne karnındaki bir cenin. Sevenlerin kalbi ürkek bir kuştu; Yıllarca bekledi bir güzel muştu; Âşıkın Canevi senle tutuştu! Söyle Ey Aşk! Sen ne menem bir şeysin? Hanı çıt sesi çıkar da pır diye uçuverir ya bir kuş. İşte aşka müptelâ bir yürek de o derece ürkektir. Yıllarca bekler bir güzel muştu. Aşkın melodisi nâleydi, âhtı; Hep ezâ çekmek mi âşıkın bahtı? Neylesin cefakâ, tac ile tahtı? Söyle Ey Aşk! Sen ne menem bir şeysin? Bu dörtlükte şair yüreğim şöyle bir sual sormuş; "Hep eza çekmek mi âşıkın bahtı?" Neden bu soruyu sorma lüzumu duymuş derseniz, ilk mısrada cevabı mevcut. Çünkü aşkım melodisi nâleydi (iniltiydi), âhtı... Âşık cefakârken neylesin tac ile tahtı! Sonraki dört mısranın tahlilini siz kıymetli okurlarıma bırakıp en son dörtlükte aşka hitabımla bitireyim. Çölde mi yapılır aşkın tâlimi? Görmedi yürekler senden zâlimi! Önünde diz çöktürürsün âlimi; Söyle Ey Aşk! Sen ne menem bir şeysin? Uğruna akan yaş, çay mı dere mi? Yakıp yıktın kül eyledin Kerem'i! Gör nicedir hâlim aç penceremi; Söyle Ey Aşk! Sen ne menem bir şeysin? Tamam deyip yelkenleri indirdim; Sîneye çekerek derdi sindirdim; Ne yok saydım ne kederi dindirdim; Söyle Ey Aşk! Sen ne menem bir şeysin? Sebep ne Şirin'di ne de Leylâ'ydı; Âşıklar günleri ay bilip saydı; Ne yanmaktan korktu ne senden caydı; Söyle Ey Aşk! Sen ne menem bir şeysin? Ey AŞK! Sen öyle bir güce ve kudrete maliksin ki, Mevlânâ'yı döndüren, öfkeleri dindiren, kılıçları indiren hep sendin... Bu sebeple sen ne güzel şeysin. Hadi durma uzat ellerini kalbime değsin. Kalbim önünde başını eğsin. El Hakk! Mevlânâ'yı döndüren sendin; El Hakk! Öfkeleri dindiren sendin; El Hakk! Kılıçları indiren sendin; Söyle Ey Aşk! Sen ne güzel bir şeysin; Uzat ellerini kalbime değsin; Uzat ki, gönlüm önünde baş eğsin! 02 Aralık 2023 / Saat: 04.22 / Mersin