ARANIYOR!

Yayınlanma: 17.02.2026 14:18 Güncelleme: 17.02.2026 14:18

Pespayeliğin her türlüsünü iliklerimize kadar yaşadığımız bir devir; yirmi birinci yüzyıl...  Devrandan şikâyet etmek kolay diyeceksiniz belki... Haksız sayılmazsınız. Evet, saatin, dakikanın ne günahı vardır? Değişen, değiştiren insandır elbet... Hâl böyle iken; cehaletin, rezaletin ve ahmaklığın bu kadar tavan yaptığı bir devir insanlık tarihinde pek de görülmemiş olsa gerek! Gelgelelim herkes, yine de bir şeylerin peşinde koşmaya devam ediyor, arıyor... Kimi nur, kimi kir peşinde... Mesnevi’de bir kıssa vardır ya hani, aramakla ilgili, hazret şöyle anlatır; “Bir gece vaktiydi. Evimden dışarı çıktım. Kırlarda geziyordum. Bir adamcağızın elinde fenerle dolaştığını gördüm: –Bu gece karanlığında ne arıyorsun? diye sordum. Adam: –İnsan arıyorum! diye cevap verdi. Ona dedim ki: –Yazık! Boşuna yoruluyorsun... Ben yurdumu terk ettim de yine onu bulamadım. Git evine. Yat, rahatına bak. Nafile arıyorsun, onu hiçbir yerde bulamayacaksın! Adamcağız acı acı baktı ve dedi ki: –Bulamayacağımı ben de biliyorum. Ama yine de hasretimi tatmin etmek için aramaktan zevk alıyorum!" *** Tıpkı ben de şu kıssanın zavallı kahramanı gibi imkânsız/ı/ları aramak istiyorum. Bulamayacağını bilsem de! Peki... Neleri mi arıyorum? Her iş evvela dilde başlar... O yüzden önceliğimiz; anamızın ak sütü Türkçemiz... Onu düştüğü bataklıktan kurtarmak ve üstünü başını temizlemek...  Yekten zor bir istekle mi başladım? Maalesef... Devamı da var!  Ve can çekişmekte olan lisanımızı tekrar bir nehir gibi akıtacak edipler, şairler ve muharrirlerin yolunu gözlüyorum... Mevzu sözden açılmışken; Anadolu'nun kadim bilgeliği ile harmanlanarak insanımızı anlayan, insanımızı anlatan bir mûsikî/müzik... Her yerinden kir-pas akan şu müziksileri halkımızın kulağından silip atacak yeni Barış'lar, Cem'ler, Neşet'ler gelmeli! Diğer sanat dalları da "bizden" beslenmedikçe, Batı'nın gülünç birer taklidi olmaktan öteye geçemeyecektir! O yüzden; Ey sanatkâr olduğunu iddia eden kişi! Kıyafetin kat kat Batılı da olsa, yüzünü pudra darbeleriyle ak pak etsen de(!) sen bir Şarklısın... Bunu iyice belle ve halkına tepeden bakmayı bırak artık! Geleceğimizin teminatı yavrularımız... Kartala serçe olduğunu dikte eden şu papağanvari sistemden kurtulmayı da hasretle bekliyorum... Bir babayiğit aranıyor... Halkın beynini hepten bulaşık suyuna çeviren şu TV programlarına ve sosyal medya çöplüğüne dur denecek günler ne vakittir? "Üslûb-i beyan, ayniyle insan" demiş eskiler. Yani, testinin içinde ne varsa dışına da o sızar... Toplumun her kesiminde - başta siyaset ve devlet adamları olmak üzere - nezaketin hâkim olacağı devirlere sizce erişebilecek miyiz? Sporumuzun -özellikle futbol- üzerine çöreklenen karabasanlar... İki takım taraftarının yan yana oturup, karşılaşmaları seyredebilecekleri günler... Ah o günler... "-mış gibi" işlerden, işleyişlerden ne zaman vazgeçeriz? Trafikte, sokakta; kelle koltukta gidilmeyecek o mutlu mesut dönemler... "Umut fakirin ekmeği" demişler, arıyoruz! Dürüst ticaret insanlarına, oruçlunun yazın suya hasreti gibiyiz... Savunma sanayii... Evet, lazım. Fakat senelerdir bir türlü gel(e)meyen millî telefon, bilgisayar, arama motoru ve video platformu hamleleri?  Hayatın vazgeçilmez bir parçası olacağı artık kesinleşen yapay zekânın "bizim" olanı? (Yazıyı hazırlarken yerli bir firmanın uygulamasına rastladım. Ancak hâlâ ciddi anlamda geliştirilmeye ihtiyacı var.) Devletin ezmeye, vatandaşın da kaçırmak için türlü taklalara başvurmadığı bir vergi sistemi... Şehirlerimizin üzerine kâbus gibi çöken sivri, kibir abidesi binalardan, kaynağını tabiattan alan binalara geçiş... Balık kavağa tırmanınca mı? Peki, kaldırımlar ne zaman yayaların olacak, eskiden olduğu gibi? Su, su ve yine su! Kuraklık ve ALARM! Liste iyice kabarıp gidecek! O yüzden belki burada bir nokta koymalı.  Değerli vaktinizi boşa harcadı isek affola. Ramazan ayınızın da kutlu olması dileğiyle...  

Devamını Okumak İçin Tıklayınız