ALLAH SEVGİSİ
İnsan var, sevgi de var. Hediye sepetleri Sevgisiz insan olmaz. Ancak var olan sevgisini yönlendirmek vardır. Herkesin bulunduğu çevre etkisiyle var olan sevgi sermayesini harcadığı yer de ayrı olur. İlk sevgi, cennette Hazreti Adem ile Hazreti Havva’ya verilmiştir. Seveni yaratan Allah, sevileni yaratan Allah, seven kalbi yaratan da Allah celle celalühtür. Kıyamete kadar gelecek insanların ilk duydukları kelam, Allah kelamıdır. Bütün ruhlara, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” kelamını duyduklarında, bütün ruhlar “Bela/Evet bizim Rabbimiz sensin” dediler. (A’raf Süresi 7/172 Ayetin tefsiri içi bak “Şifa Tefsiri” (Cantaş Yayınları Tel: 530258 60 58) Yeryüzünde sevdiğiniz bütün sesleri O yarattı. Güzel sesleri ayırt eden kulağı veren O. Bütün güzelleri, O donattı. Bütün lezzetleri tatlandıran O. Duymaktan, görmekten, tatmaktan, koklamaktan, tutmaktan alınan lezzeti, keyfi, tadı yaratan O. Her çiçeğe ayrı koku ve güzellik veren O. O kokuyu alan burnu, yaratan O. Milyonlarca lezzeti yaratan ve hepsinin farkını ayırt eden dili yaratan da O Allah celle celalühtür. Bizim yaratılan her şeye sevgi ve saygımız vardır ama asıl sevgi ve saygımız, bütün bu sevdiklerimizi ve sevgimizi yaratan Allah celle celalühedir. Rabbimizi, ta’zım, tekrim, tevkır… ile severiz. Anne ve babamızı hürmetle severiz. Eşimizi şehvetle severiz. Çocuklarımızı şefkatle severiz. Kardeşlerimizi ve bütün Müslümanları uhuvvetle severiz. Müslüman olmayanları Allah’ın kulu, Adem peygamberin nesli, Muhammed aleyhisselamın davet ümmeti olarak sever, kâfir olmasına üzülür ve Müslüman olup iki dünyamızın güzel olması için canımızı ve bütün malımızı bu yola feda ederiz Ama sevgimiz yalnız dilde değildir; gönülden sever, dilden sevdiğimizi bütün dünyaya söyler, mal ve canımızla da sevdiğimizi meleklere, cinlere, hayvanlara, taşlara, kuşlara, denizlere, yıldızlara… gösteriyoruz. Onlar da bize gösteriyorlar. Güneş, 365 gün, doğacağı ve batacağı yeri bir, salise ve milim şaşmadan doğup batmaya devam ediyor. Ay, her ay hilallikten dolunaya dönüşüp duruyor. Horoz, şafakta bizi uyandırmaya devam ediyor. Gül güllüğünü, bülbül bülbüllüğünü biliyor ve görevini yapıyor. Öyle ise biz de “Allah’ın kuluyuz” diyoruz, öyleyse kulluk görevimizi yerine getirelim. Oruç, o görevlerin en etkililerinden. Sevgili Peygamberimiz, İslam’ın beş esas üzerine bina edildiğini haber verirken, “Kelime-i Şehadet, namaz, zekât, hac ve oruç” buyurmuş. İslam binasının bin bir odası vardır ve hepsini ihlasla ve Sevgili Peygamberimiz’in anladığı ve uyguladığı şekilde yerine getirirsek gerçekten kulluk görevimizi yapmış oluruz 19 Şubat 2026, Perşembe günü sahur vaktinden akşam günbatımındaki iftar vaktine kadar yemekten, içmekten, cinsel ilişkiden ve bütün haramlardan uzak duranlar, Allah’ı gönülden sevdiklerini âleme de göstermiş olurlar. Bu ayda zekâtlarını verenler de göstermiş olurlar. Fıtır sadakasını verenler de göstermiş olurlar. Bütün bunları yapmayanlar, “Seviyoruuuum” diye bağırsalar da inandırıcı olmazlar. Yıllardır anasını ve babasını görmeyen, imkânı olduğu halde gitmeyen, ihtiyacını karşılamayanlar ne kadar “Anam, anam, garip anam veya babam” diye inleseler de inandırıcı olamazlar. İhlasla ve İslam’a uygun olarak kalp, dil, beden ve malla yaptığımız ibadetler, içimizdeki sevginin dışarda görülmesidir. Hediye sepetleri Daldaki gizli güzelliğin, gül olarak görülmesi gibi, Telde akan elektriğin düğmesine basarak, ışığın aydınlatması ve gücün harekete geçmesi gibi, içimizdeki sevgiler ibadetle, İslam’a hizmetle baş göstermezlerse kurur veya çürür. Açın yüreklerinizi Hakk’a. Bereketi insin halka.