banner18

banner49

banner55

banner61

banner62

banner33
22 Ağustos 2014 Cuma

BAŞBAKAN DAVUTOĞLU

BAYRAMLAR VE KUTLAMALAR

06 Kasım 2012, 09:07
Bu makale 953 kez okundu
 BAYRAMLAR VE KUTLAMALAR
Ayten Aydın
                                                       BAYRAMLAR VE KUTLAMALAR
    Ayten Aydın
Bizi biz yapanın da, yıkanın da kendimiz olduğunu kabul edersek ve insanın kendisini bulmasının diğerleriyle kuracağı ilişkiler yoluyla olabileceğini düşünürsek, günümüzdeki yaşam ortamında bunun pek kolay olamayacağını sezinleyebiliriz. İnsanlar ancak diğerleriyle ilişkileri kadar vardırlar. Günümüzdeki koşullar insani ilişkilerin sağlıklı olmasını sağlayamıyor ve çok defa farkında bile olmadan kişiler yakın görünseler bile, biri birlerinden uzaklaşmakta ve hatta ilişkileri devam etse bile ötekilerden ürkerek ve korkarak yaşamaktadırlar. Bu durumu, küçük yerleşimlerden çıkıp büyük kentlere hazırlıksız olarak gidip yerleşenlerde daha bariz olarak görüyoruz. Çok defa insani ilişkilerde önemli bir unsur olan bilinmeyenden korku, insanları biri birine yaklaşmakta ve kaynaşmakta şüpheci yapıyor ve geri adım attırıyor. Bunun yanında, küçük topluluklarda ise insanlar biri birini korkusuzca selamlıyor ve istenirse biri birlerine hem maddi ve hem manevi biçimde yardımcı oluyorlar. Aralarında daima sıcak kalan bir birlikte yaşam ateşi yanık duruyor. Düşünürsek bu ateşi sıcak ve yanık tutan unsur, insanları ara ara bir araya getiren doğal imkânlar ve çeşitli kutlamalar oluyor. Bu bir doğum, bir düğün, bir müşterek yerel veya ülkesel bir kazanım etrafındaki kutlamalar şeklinde olabiliyor. Bu kutlamalar, insanları bir araya getiren ve bir gaye etrafında onları bağlayan sıcak ilişkilerin canlı kalmasını sağlıyor. Her halükârda, bizi tek tek ve toplum olarak insan yapan da, yıkan da kendimiz oluyoruz. Bunu bütün insanlık için de düşünürsek günümüzde insanın fark ederek veya fark edemeden nasıl kendini ve ait olduğu toplumu, onun bütün yaşam ortamıyla birlikte, yapmaya değil adeta yıkmağa çalıştığını anlamakta gecikmeyeceğiz. Toplumları bağlayan harç, sevgi ve yardımlaşmadır. Bu bağlayıcı unsur  oluşmuşsa Horasan harcı gibi giderek sağlamlaşır.
İşte bu gidişatta bayramlar ve çeşitli vesilelerle yapılan kutlamalar insanlar arasındaki bağları canlı tutar ve insanın korkusuz bir biçimde, yaşam yolunda bir birliktelik içinde ilerlemesini ve mutlu olmasını sağlar. Gözlemlerim, böyle sağlam ve güvenilir bir yaşam senaryosunun, yani insani değerlerin küçük ve özlü yerleşimlerde korunarak devam ettiği ve hızla büyümüş orta ve büyük kentlerde ise kaybolmuş veya kaybolma yolunda olduğu şeklinde. Aynı durum az gelirli kesimlerde, çok gelirli kesimlere nazaran daha korunmuş gibi.
Bu vesileyle, merhum tiyatro sanatçısı Erol Günaydın’ın geçen yıl yaptığı bir bayram konuşmasında dediği gibi: “Bayramlar tatil oldu ve insanlar biri birinden kaçar oldu” sözlerini hatırlamadan edemedim. Bu yıl böyle bir durum, hem Kurban Bayramı ve hem de Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının uç uca gelmesiyle bariz bir şekilde oluştu.
Kutlamalar doğaldır ki turizm sektörünü destekledi ve bu da ekonomik bir kazanım olarak desteklendi. Varlıklı olanlar yapabildikleri biçimde ve uzaklara gittiler ve varlıksızlar ise kendi köklerine doğru yollara koyuldu. Yani varlıksızlar özellikle Kurban Bayramlarını geleneksel bir biçimde daha küçük yerlerde yaşayan aileleriyle birlikte geçirdiler. Büyük kentler boşaldı. Bir bakıma ikinci gurup, insani ilişkilerini ve adetlerini unutmayanlar veya koruyanlar oldu. Bu vesileyle, onların hepimiz adına bayramlarını kutlamak ve onları takdir ettiğimizi ifade etmek isterim.
Galiba bu konudan da ders alarak insan yaşamındaki gidişatın biraz yavaşlaması ve insani değerlerin hızlı yaşam rejimi içinde kaybedilmemesi yönünde bir beyin yıkaması gerek. Bunu, bütün kutlamalar için ayırım yapmadan uygulamalıyız ve içten gelen bir alışkanlık haline getirerek sadece kendimiz için değil giderek halka-halka genişleyerek büyüyen çevremiz içinde yaşadığımızı fark etmek için yapmalıyız. Her ürün tarlaya ekilen tohumun sağlığı derecesinde ya yapıcı veya yıkıcı olacaktır. Günümüzdeki gidişat, yıkıcı yola destek veriyor. Kendimizi ve etrafımızı, insani ilişkilerimizi sağlıklı ve yapıcı tutarak korumalıyız.  Bu da ilk planda sağlıklı tohum üretmemiz gerekiyor demektir.
Bakın sayın Vali Murat Koca Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle ne dedi: “Kurtuluş Savaşı, milletimizin var olma mücadelesi, Cumhuriyet ise yeniden dirilişin sembolüdür…..Cumhuriyet, birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğimizde olmaz denilenleri başardığımızın en büyük ispatıdır. Bu büyük bir kazanımdır.” Bu sözleri her zaman aklımızda tutmalıyız. Zira içimizdeki bu birlik ve beraberlik gücümüz ve güdümüze her an ihtiyacımız olabilir. Bu bakımdan, insanlara birlik ve beraberlik sağlayan bayramlar arasında Cumhuriyet Bayramlarını bilinçli ve ayrıcalıklı olarak kutlamamız beklenir. Bu vesileyle bunu bize sağlamış olan Atatürk’ü hafıza ve hatıralarımızda canlı tutmamız için 10 Kasımda onu en uygun bir biçimde hatırlamamız, içimizdeki birlik ve beraberlik duygusunu canlı ve güçlü tutacaktır.
Gençlik, bayram kavramının tam ne olduğunu sezemiyor gibi. Böylece de onun ne işe yaradığı üzerinde kafa yormuyor olabilir. Çocuklara ve gençlere erginlerin örnek olması da oldukça faullü. Belki onlar da bayramların ve her türlü kutlamaların insanlar arasındaki birlik ve beraberlik kavramını ve duygusunu pekiştireceğinin pek farkında değiller veya maddi ilgiler nedeniyle geri planlara itiyorlar. Bu durum giderek yayılarak toplumun tamamını etkileyen psiko-sosyal bir hastalık olabilir ve tekillerden başlayıp bütün toplumlara yayılabilir. Bunda da en büyük sorumluluk ailelerden çok devlet politikasını yapanlara aittir diyebiliriz. Unutmayalım ki batı kapitalizmi düşüncesi altında yayılmakta olan küresellik insanlığın gidişatını çok etkilemekte ve insanları aynı biçimde düşünen ve davranışlarını ayarlayan tek bir tip insan haline getiredurmaktadır. Onun da sağlayacağı, kısa süreli bir maddi varlık olup eninde sonunda insan mutluluğunu olumsuz yönde etkileyecektir. İnsanlığın geleceği de, niye yaşıyoruz sorusunu herkesin kendisinin cevaplamasına, mutluluğu nasıl algıladığına ve ona göre gideceği yolu seçmesine bağlı olacaktır.
Osman Nuri Koçak’ın bugünlerde bu gazetede çıkan yazısını, benim de değindiğim konulara bir destek olarak çok anlamlı bulduğumu söylemek isterim.

 


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner63
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    E-GAZETE
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV